|
Tweet | Tarih: 20-04-2026 17:05 |
Türkiye, Suriye ve Ürdün, Körfez-Avrupa demiryolu koridorunu tanıttı; Ankara ise alternatif ticaret yollarını teşvik ediyor.
Önerilen ağ, Avrupa'dan başlayıp Türkiye üzerinden geçerek Suriye topraklarından devam edecek ve Ürdün'e uzanarak Akdeniz limanları ile Körfez pazarları arasında kesintisiz bir kara köprüsü oluşturacaktır.
Financial Times'ın haberine ve bölgesel yetkililere göre, Türkiye, Suriye ve Ürdün, geleneksel deniz ve kara yolu ağlarındaki aksamalar karşısında alternatif ticaret yolları oluşturma yönündeki daha geniş bir Türk çabasının parçası olarak, Avrupa'yı Körfez'e bağlayacak bölgesel bir demiryolu koridoru geliştirmek için ortak bir plan üzerinde çalışıyor.
Önerilen ağ, Avrupa'dan başlayıp Türkiye üzerinden geçerek Suriye topraklarından devam edecek ve güneye doğru Ürdün'e uzanarak Akdeniz limanları ile Körfez pazarları arasında kesintisiz bir kara köprüsü oluşturacaktır. Bu girişim, üç ülke genelinde demiryolu altyapısını iyileştirmeyi ve yeniden bağlamayı amaçlayan, bu ayın başlarında imzalanan üçlü bir mutabakat zaptına dayanmaktadır.
Bu proje, jeopolitik gerilimlerin Rusya, İran ve önemli denizcilik geçiş noktalarından geçen rotaları aksattığı bir dönemde Ankara'nın kendisini merkezi bir transit merkezi olarak konumlandırma stratejisini yansıtıyor. Financial Times'ın haberine göre Türkiye, küresel istikrarsızlıktan faydalanarak ticareti kendi toprakları üzerinden yönlendirmek amacıyla kendisini giderek daha fazla "ticaret ve enerji akışı için güvenli liman" olarak pazarlıyor.
Suriye, planın kilit bir rolünü oynuyor; Türkiye ve Ürdün arasında coğrafi bir bağlantı görevi görüyor ve Levant üzerinden geçen koridorun temelini oluşturuyor. Ürdün ise Arap Yarımadası'na erişim sağlıyor ve güzergahın nihayetinde Suudi Arabistan'ın ağı da dahil olmak üzere Körfez demiryolu sistemlerine bağlanması bekleniyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 3 Şubat 2026'da Suudi Arabistan'ın Riyad kentinde Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ile bir araya geldi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 3 Şubat 2026'da Suudi Arabistan'ın Riyad kentinde Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ile bir araya geldi. (Fotoğraf: Murat Çetinmuhurdar/Türkiye Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/REUTERS aracılığıyla dağıtılan fotoğraf)
Destekçiler, koridorun transit sürelerini kısaltabileceğini ve yoğun veya risk altındaki denizcilik hatlarına alternatif sunabileceğini savunuyor.
Bu konsept, bir zamanlar Levant'ı Arap Yarımadası'na bağlayan, ancak çatışmalar ve değişen sınırlar nedeniyle kullanılmaz hale gelen tarihi Hicaz Demiryolu'ndan büyük ölçüde esinlenmiştir. Yenilenen bu girişim, söz konusu güzergâhı, birden fazla bölgeyi kapsayan yüksek kapasiteli bir yük ve yolcu koridoruna dönüştürmeyi amaçlamaktadır.
Destekçiler, koridorun transit sürelerini kısaltabileceğini ve Süveyş Kanalı gibi yoğun veya risk altındaki denizcilik yollarına alternatif sunabileceğini, aynı zamanda bölgesel ekonomik entegrasyonu güçlendirebileceğini savunuyor. Bununla birlikte, özellikle Suriye'deki hasarlı altyapı ve güzergah boyunca siyasi ve güvenlik riskleri de dahil olmak üzere önemli zorluklar devam etmektedir.
Bu girişim Ankara, Şam ve Amman arasındaki artan koordinasyonu vurgulasa da, analistler bu vizyonun uygulanabilir bir ticaret arteri haline gelmesinin sürdürülebilir yatırımlara, bölgesel istikrara ve uzun vadeli siyasi uyuma bağlı olacağı konusunda uyarıda bulunuyor.