|
Tweet |
Süreç başlarken parlatılan 'iddianame ilk celsede çökecek' propagandası, itirafçıların 'asrın yolsuzluğu'nu ifşa eden anlatımlarıyla yerini derin bir karamsarlığa bıraktı. Salondaki bu 'ruhsal çöküş', dışarıda ise tehdit dilinin dozunu zirveye taşıdı; CHP kanadından ve sanık yakınlarından gelen sert açıklamalar davanın seyrine damga vurdu.
Silivri'de rüzgar tersine döndü! 'İmamoğlu suç örgütü' davasında, başlangıçtaki 'iddianame çökecek' propagandası, itirafçıların şok ifşalarıyla yerini derin bir karamsarlığa bıraktı. Sanık kürsüsünde moraller bozulurken, duruşma salonu dışındaki tehdit dilinin dozu ise ürkütücü boyutlara ulaştı. Özgür Özel'in AK Partili siyasetçileri hedef alan sert çıkışı ve Tuba Torun'un 'savaş ilanı' niteliğindeki açıklamaları, davanın hukuktan öte bir gerilim hattına taşındığının kanıtı oldu.
"EKOSİSTEM"İN RUH HALİ ÇÖKTÜ
Silivri'deki İmamoğlu suç örgütü duruşmasında 30. celse geride kaldı. Dava başlar başlamaz, iddianameye yönelik ipe sapa gelmez söylemler CHP yöneticilerinin dilinden düşmüyordu. CHP içerisinde kantarın topuzu iyice kaçtı. İtirafçıların duruşma salonundaki beyanları "Ekosistem"in savunucularının ruh halini bozdu.
Mahkeme heyetini "iş bilmezlikle" yaftalayan, sanıkları "iftiracı" kampanyasının odağı yapan propagandalar servis ediliyordu. Duruşma salonundaki birkaç muhabir üzerinden pazarlanan algı haberleriyle kamuoyu oluşturma gayretleri hız kesmiyordu. Ancak olmadı, sanık kürsüsündeki siyasi şovlar yerini itirafçıların ifşalarına bıraktı.
YOLSUZLUĞUN İÇ YÜZÜ ORTAYA DÖKÜLDÜ
Önce itirafçı Adem Soytekin'in, ardından etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Başer'in anlattıkları sanıkların şirazesini kaydırdı. İtirafçı Soytekin'e kurulan sistemli baskı mekanizması yerini küfre ve hakarete bıraktı. Soytekin, cezaevi aracında tutuklu sanıklar Murat Kapki ile Buğra Gökçe'nin kendisine ve ailesine yönelik küfürleri duruşma salonunda, hem de jandarma tutanağıyla ifşa etti.

CHP'LİLERİN TEHDİT DİLİ ARTTI
İtirafçıların ifadeleri örgüt lideri olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu'nun da insicamını bozdu. İtiraflar karşısında derin bir sessizliğe bürünen İmamoğlu, üzerindeki ölü toprağını atmak için Adem Soytekin'e yönelik anlamsız bir soru yöneltti. İmamoğlu İnşaat'la Adem Soytekin arasındaki ticari ilişkiye dair, "Bizden alamadığın 1 kuruş oldu mu" diye sordu. Ancak iddianamede ne böyle bir iddia, ne de iki şirket arasındaki ticarete dair bir alacak-verecek meselesi vardı.
CHP'lilerde hal böyle olunca ruh hali söylemlerine de yansıdı. Tehdit dili arttı.
Ataşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk/rüşvet operasyonu ve Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in gözaltına alınmasına tepki olarak toplanan CHP'lilere seslenen Özgür Özel de "Dışarıda ne bir AK Partili belediye başkanı kalır ne meclis üyesi kalır ne bir AK Partili siyasetçi kalır." diyerek tehdidin dozunu artırdı.
"SAVUNULACAK NE KALDI?" İTİRAFI
"Ama bu haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz." diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in büründüğü bu panik hali tutuklu sanıkların yakınlarına da sirayet etti. Örneğin 1 milyon 200 bin dolarlık rüşvete aracılık etmek suçlamasıyla yargılanan eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu'nun avukat eşi Tuba Torun, duruşma salonu önünde devlete savaş ilan etmeye kalktı.
Aykut Erdoğdu'nun eşi Torun, "Aykut Erdoğdu salınmazsa buradan ilan ediyorum bu bir savaş ilanıdır." dedi.
Öte yandan ifadeler karşısında nutku tutulan CHP'ye yakın bazı gazeteciler bile "Savunulacak ne kaldı?" diyerek dümeni başkaca sosyolojik konulara kırmaya başladı.
Kaynak:STAR