|
Tweet | Tarih: 13-05-2026 11:09 |
Türkçenin resmi dil ilan edilişinin 749. yılı
"Şimden gerü hiç kimesne kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda Türki dilinden gayrı dil söylemeyeler"
749 yıl önce, 13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey fermanında bu sözleri kullandı.
Türk kültürünün korunması, gelecek nesillere aktarılması ve millet bilincinin sağlanmasında en temel miras olan Türkçenin öneminin vurgulandığı bu fermanla, Türkçe ilk defa resmi dil kabul edildi.
13 Mayıs "Türk Dil Bayramı" olarak kutlanıyor
Bu adımla yeniden hayat bulan Türkçe, devlet dilinde ağırlığı bulunan Arapça ve Farsçaya karşı önemli bir ağırlık kazanmış oldu.
Türk kültürünün yaşatılması noktasında en önemli tarihi olaylar arasında sayılan Türkçenin resmi dil olarak kabulü, her yıl 13 Mayıs'ta "Türk Dil Bayramı" ismiyle kutlanıyor.
Türkçenin resmi dil ilan edilişinin 749. yılı
Karaman, Ermenek ve Balkusan köyünde düzenlenen Türk Dil Bayramı ve Karamanoğlu Mehmet Bey'i anma etkinlikleriyle Türkçenin korunmasının önemine dikkat çekiliyor.
Kültür köprüsü Türkçe
Türkçe, en çok konuşulan diller arasında 6'ncı, dünyada yabancı dil olarak öğrenilen diller arasında 5’inci sırada.
Balkanlar’dan KKTC'ye, Türk cumhuriyetlerinden Irak ve Suriye’ye kıtalararası kültür köprüsü olan Türkçeyi 200 milyondan fazla kişi konuşuyor.
En eski dillerden biri olan Türk dilinin alt dillerinden bazıları şöyle:
"Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Özbek Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Tatar Türkçesi, Uygur Türkçesi."
Türkçe 13. yüzyıldan itibaren Harezm bölgesinde kültür merkezlerinde, Altınordu’da, daha batıda Mısır ve Suriye’de gelişmesini sürdürdü.
15. yüzyıla gelindiğinde Ali Şir Nevai, Türkçecilik şuuru ile yazdı. Farsçayı Türkçeden üstün tutanlara tepki gösterdi ve Muhakemetü’l-Lugateyn eserinde Türkçeyi, dönemin hakim kültür ve edebiyat dili Farsça ile karşılaştırdı. Türkçenin edebi sanatlar, kelime hazinesi, dil bilgisi gibi yönlerden Farsçadan üstün olduğunu örneklerle açıkladı.
Türklerin bir vatanı Türkistan ise diğer vatanı Anadolu. Bugün bizim kullandığımız yazı dili Oğuzcaya dayanıyor. Oğuzlar, Seyhun ve Ceyhun ırmakları arasında yaşadı.
Oğuzların 11. yüzyılda batıya; Azerbaycan ve Anadolu’ya akınları, bu coğrafyaları kendilerine vatan yapma çabaları yaklaşık 200 yıl sürdü. 13. yüzyılda Anadolu’da nüfus yoğunluğu arttı ve Anadolu Türk vatanı haline geldi.
Türkçe, Türklerin Anadolu’ya gelişinden 200 yıl sonra yazı dili haline geldi. Türkçe 200 yıl boyunca sadece konuşma dilinde yaşadı.
Türkçenin Anadolu’daki kurucusu: Yunus Emre
Anadolu’da manzum ve mensur eserler yazılmaya başlandı. Bunun ilk ve en güzel örneklerinden biri olan Yunus Emre; Anadolu’da Türk yazı dilinin kurucusu.
Gülşehri, Aşık Paşa, Hoca Dehhani, Ahmet Fakih gibi isimlerle Türkçe gelişimini sürdürdü.
Türkçe, Osmanlı Dönemi’nde sadece Anadolu’da değil, Osmanlı’nın uzandığı her yerde; Balkanlar’da ve Kuzey Afrika’da da kullanıldı. Kuzey Afrika’da pek çok halk şairi yetişti.
Bir devlet geleneği: Edebiyat
Devlet adamlarının, padişahların edebiyata ilgileri vardı. Bu durum Türklerde devlet geleneği. Devlet adamları Türkçeyle yakından ilgileniyordu hatta birçoğu da edebiyat eseri verdi.
Örneğin 2’nci Murat Türkçeye çok önem veren bir padişah. Kabusname’nin tercümesinin dilini sade bulmuyor. Bakıyor ki eserde Arapça, Farsça fazla ve “Biz bundan tat alamayız” diyor, eseri yeniden tercüme ettiriyor.
Dilin sadeleşmesi
Dönemin beyleri ve hükümdarları da Türkçenin sadeliğine önem veriyordu.
19’uncu yüzyılda Tanzimat’ın sosyal hayata getirdiği değişiklikler dili etkiledi. Tanzimat’ın getirdiği fikirleri halka ulaştırma ihtiyacı yazı dilini değişime zorladı. Dilin sadeleştirilmesi, sosyal bir mesele olarak aydınların gündeminde yer aldı.
Günümüzde Türkiye Türkçesi eğitim, bilim, basın-yayın, edebiyat dili olarak sadece Türkiye sınırları içinde değil Balkanlar’da, Kıbrıs’ta, Türk cumhuriyetlerinde, Irak ve Suriye’de varlığını sürdürüyor.
Haber: Ayşe Şimşek