Ataşehir escort Ankara escort
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü
Bugun...



Erdoğan: Netanyahu bölgesel barışın önündeki en büyük engeldir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bütün bu saldırılarıyla Netanyahu hükümeti bölgesel barışın önündeki en büyük engel olduğunu bir kez daha ispat etmiştir. İsrail'in İran'a gerçekleştirdiği saldırıları en güçlü şekilde telin ediyorum." dedi.

facebook-paylas
Tarih: 21-06-2025 14:36

Erdoğan: Netanyahu bölgesel barışın önündeki en büyük engeldir


Erdoğan: Netanyahu bölgesel barışın önündeki en büyük engeldir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Konseyi 51. Oturumu'nda konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

"Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizin acısını acımız biliyoruz"
Teşkilatımızın küresel barış ve refahın sağlanmasına verdiği desteği alacağınız kararlarla bir kez daha dünyaya duyuracağınızdan eminim. Fevkalade kritik bir dönemde gerçekleştirdiğiniz toplantının etkileri sadece ülkelerimizde değil, inşallah tüm dünyada hissedilecektir.

Konuşmamın başında İsrail ordusu tarafından Gazze'de şehit edilen, yüzde 65'inden fazlasını çocuk ve kadınların oluşturduğu 55 bini aşkın kardeşimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Aynı saldırılarda yaralanan 128 bin kardeşimize Rabbimden şifalar diliyorum. Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizin acısını acımız, hüznünü hüznümüz biliyoruz. Filistinli kardeşlerimiz de bilsinler ki zulmün bugün karanlığı ne kadar koyu olsa da inşallah adalet tecelli edecek, zafer mutlaka inananların olacaktır. Allah'ın izniyle acıları, zulümleri, ölümleri değil zaferleri, sevinçleri ve barışı konuşacağımız güzel günleri göreceğimize ben yürekten inanıyorum.

"İsrail, bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor"
Son iki yıldır İsrail'in işgal, istila, yıkım ve katliam politikalarıyla giderek daha fazla yüzleşiyoruz. Batılı güçlerin koşulsuz desteğini arkasına alan İsrail, bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. Önce Gazze'ye ve Batı Şeria'ya saldırdılar, tüm dünyanın gözleri önünde Gazze'yi devasa bir enkaza çevirdiler. Sağlık tesislerini, okulları, camileri ve kiliseleri bombaladılar. Sadece bir çuval un almak, bir tas çorba, bir kuru ekmek alabilmek için yardım sırası bekleyen insanları hunharca katlettiler. Her gün çoğu çocuk ve kadın yüzlerce masum sivil, İsrail güçleri tarafından bilerek şehit ediliyor. Gazze'de yaşayan 2 milyon kardeşimiz, Nazilerin temerküz kamplarını bile geride bırakan kötü şartlarda tam 21 aydır hayatta kalma mücadelesi veriyor.

"İran'ın hakkını savunmak amacıyla aldığı tedbirler gayet hukukidir"
Gazze ile birlikte İsrail Lübnan'ı, Yemen'i ve Suriye'yi de hedef aldı. Hava bombardımanlarının yanı sıra Suriye'deki çeşitli grupları yönetime karşı kışkırtarak orayı da karıştırmaya, orada da kargaşa çıkarmaya çalıştı. Şimdi de İsrail'in devlet terörüne 13 Haziran'dan bu yana komşumuz İran muhatap oluyor. Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim. Bütün bu saldırılarıyla Netanyahu hükümeti bölgesel barışın önündeki en büyük engel olduğunu bir kez daha ispat etmiştir.

İsrail'in İran'a gerçekleştirdiği saldırıları en güçlü şekilde telin ediyorum. İsrail'in terör saldırılarında, bombardıman ve suikastlarında vefat eden İranlı kardeşlerimiz için ülkem ve milletim adına taziyelerimi sunuyorum. Binlerce yıllık tarihiyle, zorluklar karşısında sergilediği dayanışmayla ve güçlü devlet tecrübesiyle İran halkının inşallah bugünleri de atlatacağından hiçbir şüphe duymuyorum.

Şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum. İsrail'in Gazze, Lübnan, Yemen, Suriye ve son olarak İran'a gerçekleştirdiği saldırıların tanım ve tarifi haydutluktur. İran'ın İsrail'in bu devlet terörü karşısında nefsi müdafaa çerçevesinde halkını savunmak amacıyla aldığı tedbirler gayet doğal, meşru, hukukidir.

"Netanyahu süreci baltalamayı hedeflemiştir"
Şurası artık günbegün ortaya çıkıyor. Uluslararası hukuku ihlal eden bu mütecaviz eylemlerin, İsrail'in bölgede yürüttüğü stratejik istikrarsızlaştırma politikasına hizmet ettiği açıktır. Saldırıların İran'ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin yoğunlaştığı bir dönemde vuku bulması elbette manidardır. Nükleer çalışmalarında hiçbir denetime tabi olmayan, şeffaflık noktasında kimseyi umursamayan İsrail'in, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşmasına taraf başkalarına söz söylemesi büyük bir riyakarlıktır. Netanyahu hükümeti 13 Haziran'daki saldırılarıyla aslında müzakere sürecini baltalamayı hedeflemiştir. Yaşananlar aynı zamanda Netanyahu ve cinayet şebekesinin herhangi bir meselenin diplomatik yollarla çözülmesini istemediğini de gösteriyor.

"Biz Netanyahu'nun ne yapmak istediğinin gayet bilincindeyiz"
Yine İsrail, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğü haiz, bağımsız bir Filistin devletiyle yan yana barış içinde yaşamak yerine savaşı tüm bölgeye yaymaya çalışıyor. Bakınız, bundan tam 90 yıl önce Hitler'in çaktığı kıvılcım, nasıl ki Pasifik'ten Atlantik'e, Hint Okyanusu'ndan Kuzey Denizi'ne kadar bütün dünyayı ateşe attıysa, bugün Netanyahu'nun Siyonist emelleri de bölgemiz ve tüm dünyayı büyük bir felakete sürüklemekten başka bir gaye taşımıyor.

İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa'nın kudsiyetine el uzatılmasını, Kudüs-ü Şerif'in tarihi statüsünün gasp edilmeye çalışılmasını, çeşitli haritalar üzerinden bölgemizi parçalama niyetlerinin artık uluorta konuşulmasını, bu sinsi planın birer hamleleri olarak görüyoruz. Biz Netanyahu'nun ne yapmak istediğinin gayet bilincindeyiz. Bölgeyi ateşe, çatışmaya, kaosa ve gözyaşına boğarak güvenliklerini tesis edeceklerini zannedenler ham bir hayalin peşinden gitmektedir.

"Yeni bir Sykes-Picot düzenine izin vermeyeceğimizi burada önemle vurguluyorum"
İsrail, komşularının güvenliğini tehdit ederek kendi güvenliğini sağlayamaz. Evdeki hesabın çarşıya uymadığını onlar da yavaş yavaş göreceklerdir. İsrail'in kanlı elleriyle bölgemizde düzen kuracağını iddia etmesi, bu ülkeyi yönetenlerin nasıl bir körlük ve karanlık içinde olduklarını ortaya koyuyor.

Türkiye olarak bölgemizde sınırları kanla çizilecek yeni bir Sykes-Picot düzeninin kurulmasına izin vermeyeceğimizi burada önemle vurguluyorum. Gazze halkının açlıkla cezalandırılmasına, Batı Şeria’da devlet ve yerleşimci terörüne, Mescid-i Aksa ile semavi dinlerin beşiği Kudüs’ün tarihi statükosunu yok etme teşebbüslerine asla esir kalmayacağız.

"Bölgemizin yeni bir savaşı ve istikrarsızlığı kaldırmaya tahammülü yoktur"
Buradan uluslararası topluma, özellikle İsrail üzerinde etki sahibi ülkelere bir kez daha sesleniyorum: Netanyahu’nun çatışmaları daha da derinleştirmek amacıyla söylediği, övgü ambalajına sarılmış zehirli sözlerine kimse itibar etmesin. Bölgemizin yeni bir savaşı ve istikrarsızlığı kaldırmaya tahammülü yoktur. İhtiyacımız olan aklıselimdir, sağduyudur, temkindir. Yanlışı daha büyük bir yanlışla kapatma gafletine asla düşmemektir. Bugün buradan bir kez daha çözümün diplomasi ve diyalogdan geçtiğini vurguluyor, kolaylaştırıcılık dahil üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazır olduğumuzu ifade ediyorum.

"İki devletli çözüme ulaşılması çok daha hayati hale gelmiştir"
13 Haziran’dan bugüne kadar adeta yüreğimizi ortaya koyarak sükunetin tesisi için çok ciddi gayret sarf ettik. İnşallah netice alınıncaya kadar bu temaslarımızı sabırla sürdüreceğiz.

Bu şartlarda iki devletli çözüme ulaşılması çok daha hayati hale gelmiştir. Daha fazla ülkenin Filistin devletini tanıması teşvik edilmeye devam etmeli, İsrail’e karşı uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler şartı temelinde zorlayıcı tedbirler alınması için girişimlerimizi eş güdüm halinde sürdürmeliyiz. İki devletli çözümü ilerletmek için bu hafta New York’ta Suudi Arabistan’ın öncülüğünde yapılması planlanan ancak son saldırılar nedeniyle ertelenen uluslararası konferansın da ilk fırsatta tertiplenmesini temenni ediyoruz. Suudi Arabistan’a bu girişiminde şimdiden muvaffakiyetler diliyorum.

"Farklılıkları bir yana koyup kenetlenmek boynumuzun borcudur"
Tabii burada şunun da altını çizmek durumundayım. Aynı ananın evladı olan iki kardeş arasında görüş ayrılıkları, yol yöntem ayrılıkları olabilir. Bunlar hayatın olduğu gibi siyasetin de diplomasinin de doğal gerçekleridir. Ama kardeş demek, aynı zamanda kaderdaş demektir. İstanbul’un kaderi Şam’ın kaderinden; Bağdat’ın, Kahire’nin, Sana’nın kaderinden; İslamabad’ın, Kabil’in, Trablus’un, Tahran’ın kaderinden; Mekke ile Medine’nin ve elbette Kudüs’ün ve Gazze’nin kaderinden ayrı değildir. Türkü, Kürt'ü, Arap'ı, Farsıyla, Sünni'siyle, Şii'siyle, Alevi'siyle, Afrikalı, Asyalı ve Latin Amerikalısıyla ve diğer tüm mezhep ve kökenleriyle Müslümanların kıblesi gibi kaderleri de ortaktır.

Her birimiz la ilahe illallah Muhammedün Resulullah diyoruz. Söz konusu ortak davalarımız, ortak çıkarlarımız olunca farklılıkları bir yana koyup kenetlenmek boynumuzun borcudur. Aramızdaki tutum farklılıklarının, özellikle içinden geçtiğimiz bu kritik dönemde bizlere ayak bağı olmasına izin veremeyiz. Son süreçte gördük ki dengeler, siyasetler, kırılgan ilişkiler bir yere kadar. Ümmetin sesini ve vicdanını temsil eden teşkilatımızın bu toplantısında, İsrail’in tüm bölgeyi yangın yerine çeviren politikalarına karşı duruşumuzu açıkça dünya kamuoyuna duyurmamız gerekiyor.

Bugün birbirimize daha sıkı sarılmaya, saflarımızı daha da sıkılaştırmaya, birbirimize karşı hoşgörü sınırlarımızı daha da genişletmeye ihtiyacımız var. Resul-i Ekrem Efendimizin (s.a.v.) şu emrini bilhassa bugünlerde kendimize rehber edinmeliyiz. “2 1’den, 3, 4’te 3’ten iyidir. İttifak ediniz.” Evet. Bilhassa Filistinli kardeşlerimizin kendi işlerinde milli birlik sağlayacakları günlere ulaşmayı canıgönülden arzu ediyoruz. İşte bugün, burada olduğu gibi, hepimiz Filistin halkı için seferber olmuşken, kardeşlerimiz arasında bölünmüşlük, parçalanmışlık görmek bizleri üzüyor. Nerede olursa olsun ayrışmayı, kutuplaşmayı, birlikteliğe, dayanışmaya tahvil etmek en samimi arzumuzdur.

"2 milyarlık İslam aleminin tek başına bir kutup haline gelmesi şarttır"
Çok kutuplu dünyada 2 milyarlık İslam aleminin tek başına bir kutup haline gelmesi şarttır. İslam dünyasının çok daha büyük rol oynayacağı ancak aynı zamanda daha fazla sorumluluk üstleneceği bir dönemin arefesindeyiz. Türkiye’nin Dışişleri Bakanları Konseyi Dönem Başkanlığı, bölgemizdeki şiddet sarmalının İsrail tarafından yeniden tetiklendiği, istikrar ve barışın tehdit edildiği bir ortamda başlıyor.

İsrail’in Filistin’de olduğu gibi, Suriye, Lübnan ve İran’daki haydutluklarını durdurmak için daha fazla dayanışma sergilememiz şart. Teşkilatımız kurulduğu günden bu yana hep barış ve diyalog mesajı taşımış, her türlü aşırıcılığa karşı dimdik durmuştur. Bundan sonra da sırt sırta verip zorlukların üstesinden beraber geleceğiz. 57 üyesiyle, Birleşmiş Milletler’den sonra en büyük ikinci uluslararası örgüt olan teşkilatımızı daha iyi işletmek, verimli hale getirmek, ekonomik ve toplumsal gelişmenin bir aracı olarak çalıştırmak mecburiyetindeyiz.

Hucurat suresinin 10. ayetinde Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz.” Bunun için önce kendi içimizdeki ihtilafları çözeceğiz. Kendi meselelerimizi kendi ortak aklımızla ve irademizle sahiplenmezsek başkalarının çıkarlarına hizmet etmiş oluruz. Ortak bir tarihin, ortak bir medeniyetin, hepsinden önemlisi ortak bir inancın mensupları olarak istikbalimizi ilgilendiren her konuda çözüm üretecek irade ve kapasiteye ziyadesiyle sahibiz.

"İslam düşmanlığıyla mücadeleyi aktif şekilde sürdürmeye devam edeceğiz"
Dönem başkanlığımız sırasında İslam düşmanlığıyla mücadeleyi aktif şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle Suriye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı üyeliğine dönmüş olmasından ve uluslararası topluma yeniden entegrasyonu yönünde alınan mesafeden duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek istiyorum.

"Suriye'nin İslam aleminin desteğine ihtiyacı var"
Suriyeli kardeşlerimizin yüz binlerce şehit vererek kazandığı muhteşem zafer yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Suriye halkı hamdolsun geleceğine her bakımdan çok daha umutlu bakıyor. Türkiye olarak Suriye’nin kendi ayakları üzerinde durması için bu ülkeye çok boyutlu desteğimizi artırarak devam ettireceğiz. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve milli birliğinin korunmasıyla kalıcı istikrara kavuşması için hepimizin, yani tüm İslam aleminin desteğine ihtiyacı var. Bu konuda teşkilat üyesi tüm ülkelerin Suriye’ye gereken katkıyı vereceğine yürekten inanıyorum. Ayrıca İslam İşbirliği Teşkilatı ülkeleriyle diğer ülkeler arasında güçlü bir köprü vazifesi gören Müslüman azınlıkların ve toplulukların sorunlarıyla daima yakından ilgilenmeli, onlarla sarsılmaz bir dayanışma içinde olmalıyız. Bu konuda teşkilatımızın şimdiye kadar izlediği tutumu ve aldığı kararları önemsiyoruz.

"UNRWA’nın İsrail tarafından felç edilmesine müsaade etmemeliyiz"
Bir diğer husus ise şudur değerli kardeşlerim. Filistinli mültecilere sahip çıkma noktasında yeri doldurulamaz bir görev icra eden UNRWA’nın İsrail tarafından felç edilmesine müsaade etmemeliyiz. Teşkilatımızın ve tek tek üye ülkelerimizin UNRWA’yı madden ve manen destekleyerek İsrail’in oyunlarını bozmalarını bekliyoruz. Ankara’da açılacak temsilcilik ofisiyle bundan sonra ajansa olan desteğimizi inşallah daha görünür hale getireceğiz.

Bu vesileyle Kamerun’u başarılı dönem başkanlığı için tebrik ediyor, Afrikalı üyelerin teşkilatımız bünyesinde ağırlığının giderek artmasından mutluluk duyduğumuzu bilhassa ifade ediyorum.

Sözlerimin hitamında İslam İşbirliği Teşkilatı 51. Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısının İslam dünyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor, sizleri tekrar muhabbetle selamlıyor, vasıtanızla kardeş halklarımıza sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

ETİKETLER
İslam İşbirliği Teşkilatı
Recep Tayyip Erdoğan
Gündem
KAYNAKAA
HABER GİRİŞ 21.06.2025 11:57
SON GÜNCELLEME 21.06.2025 12:01
Deprem bölgesinde yıl sonuna kadar 453 bin konut ve iş yeri teslim edilecek
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bugüne kadar 250 bin konutun hak sahiplerine verildiğini, yıl sonuna kadar teslim edilen konut ve iş yeri sayısının 452 bin 983'e ulaşacağını bildirdi.
Deprem bölgesinde yıl sonuna kadar 453 bin konut ve iş yeri teslim edilecek
[Fotograf: AA]
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, TOKİ Başkanlığı, Emlak Konut GYO, Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve İller Bankası işbirliğinde, 11 ildeki 3 bin 481 şantiyede 182 bin mimar, mühendis ve işçi ile ev ve iş yerleri yeniden inşa ediliyor.

Bölgede tamamlanan konut ve iş yeri sayısı 250 bin 636'ya yükselirken, yıl sonuna kadar 358 bin 859'u konut, 31 bin 307'si iş yeri ve 62 bin 817'si ise köy evi olmak üzere toplam 452 bin 983 bağımsız bölümün teslim edilmesi hedefleniyor.

En fazla konut Hatay'da
Hatay'da teslim edilen konut ve iş yeri sayısının 68 bin 406'ya yükselirken, yıl sonuna kadar 133 bin 382 konut, 9 bin 103 iş yeri ve 10 bin 763 köy evi olmak üzere 153 bin 248 konut ve iş yerinin yapımı tamamlanacak.

Öte yandan, deprem bölgesinde ağır yıkıma uğrayan 4 ilin tarihi çarşıları ve meydanlarının yeniden inşa çalışmaları da sürüyor.

Hatay'daki Habib-i Neccar Camii, Adıyaman'daki Ulu Cami ve Malatya'daki Söğütlü Camisi meydan projeleri kapsamında yapılıyor.

Malatya Bakıcılar Çarşısı, Şire Pazarı, Kuyumcular Çarşısı, Yüzüncü Yıl Çarşısı ve Kahramanmaraş'ın Dulkadiroğlu ilçesindeki Tarihi Kapalı Çarşı'nın da inşa ve ihya çalışmaları da devam ediyor.

Hatay'da "Dünyanın ışıklandırılan ilk caddesi" olarak bilinen Kurtuluş Caddesi'nde ise TOKİ tarafından 12 ada içerisinde 20 bin 390 metrekare alana 280 dükkanın, 69 konutun, 1 okulun ve 2 otelin inşası devam ediyor.

Ayrıca Emlak Konut, Adıyaman merkezde 349 bin 427 metrekare alandaki 160 blokta 1126'sı konut, 1213'ü dükkan, 820'si ofis olmak üzere toplam 3 bin 159 bağımsız bölümü inşa ediyor. Bölgede 1 savcılık binası ile 3 sevgi evinin inşası da sürüyor.

Deprem bölgesinde teslimatların son durumu şöyle:

"Adana'da 7 bin 190 konut ve 117 köy evi, Adıyaman'da 28 bin 970 konut, 1723 iş yeri ve 5 bin 990 köy evi, Diyarbakır'da 10 bin 56 konut, 500 köy evi, Elazığ'da 9 bin 381 konut, 882 köy evi, Gaziantep'te ise 19 bin 447 konut, 52 iş yeri ve 3 bin 651 köy evi, Hatay'da 60 bin 507 konut, 1152 iş yeri ve 6 bin 747 köy evi, Kahramanmaraş'ta 26 bin 311 konut, 774 iş yeri ve 11 bin 856 köy evi, Kilis'te 1713 konut, 4 iş yeri ve 544 köy evi, Malatya'da 27 bin 541 konut, 1117 iş yeri ve 6 bin 828 köy evi, Osmaniye'de 7 bin 420 konut, 6 iş yeri ve 1247 köy evi ve Şanlıurfa'da ise 7 bin 467 konut, 10 iş yeri ve 1299 köy evi teslim edildi."

2025'in sonuna kadar tüm konutlar teslim edilecek
Bu yıl sonunda ise 358 bin 859'u konut, 31 bin 307'si iş yeri ve 62 bin 817'si ise köy evi olmak üzere toplam 452 bin 983 bağımsız bölüm teslim edilecek.

İllere göre teslim edilecek konut sayıları ise şöyle:

"Adana'da yıl sonunda 11 bin 899 konut, 89 iş yeri ve 534 köy evi, Adıyaman'da 30 bin 835 konut, 2 bin 580 iş yeri ve 10 bin 158 köy evi, Diyarbakır'da 16 bin 27 konut, iş yeri 251 ve 1299 köy evi, Elazığ'da, 10 bin 261 konut, 87 iş yeri, 2 bin 794 köy evi, Gaziantep'te 23 bin 694 konut, 1219 iş yeri ve 4 bin 587 köy evi, Hatay'da 133 bin 382 konut, 9 bin 103 iş yeri ve 10 bin 763 köy evi, Kahramanmaraş'ta 53 bin 976 konut, 6 bin 397 iş yeri ve 13 bin 814 köy evi, Kilis'te 1854 konut, 4 iş yeri ve 1003 köy evi, Malatya'da 55 bin 496 konut, 10 bin 714 iş yeri ve 13 bin 210 köy evi, Osmaniye'de 9 bin 366 konut, 760 iş yeri ve 2 bin 92 köy evi ve Şanlıurfa'da ise 12 bin 69 konut, 103 iş yeri ve 2 bin 563 köy evi."

"Sözümüzü inşa etmeye devam"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da sosyal medya hesabından deprem bölgesinde bugüne kadar teslim edilen ve bu yıl içinde teslim edilecek konut ve iş yerlerine ilişkin haritalı paylaşımda bulundu.

Kurum, "Sözümüzü inşa etmeye devam. Teslimatta 250 bini geçtik, binlerce konutu daha tamamlama aşamasına getirdik. Asrın inşa seferberliğinde son durum." ifadelerini kullandı.







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER POLİTİKA Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
YUKARI YUKARI