Ataşehir escort Ankara escort
romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort betturkey beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



AK Parti Sözcüsü Çelik:Siyasi zorbalığa, siyasi eşkıyalığa asla izin vermeyiz

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, istinafın CHP kurultay davası kararına ilişkin, "CHP'lilerin, CHP'lilerle yürüttüğü bu tartışma, kendi içlerindeki bu çatışma, birilerinin sürekli olarak kasti bir biçimde AK Parti üzerinden bu işi yürütmeye, değerlendirmeye çalıştığı bir yalan siyasetine dönüşmüş durumda." dedi.

facebook-paylas
Tarih: 25-05-2026 15:07

AK Parti Sözcüsü Çelik:Siyasi zorbalığa, siyasi eşkıyalığa asla izin vermeyiz


AK Parti Sözcüsü Çelik: Siyasi zorbalığa, siyasi eşkıyalığa asla izin vermeyiz

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Adana'nın Çukurova ilçesindeki Nezihe Yalvaç Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli'nde yaptığı açıklamada, şair, yazar ve mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek'i vefatının 43. yılında rahmet ve minnetle andığını söyledi.

İstinafın, CHP kurultay davası kararına ilişkin değerlendirme bulunan Çelik, "CHP'lilerin, CHP'lilerle yürüttüğü bu tartışma, kendi içlerindeki bu çatışma, birilerinin sürekli olarak kasti bir biçimde AK Parti üzerinden bu işi yürütmeye, değerlendirmeye çalıştığı bir yalan siyasetine dönüşmüş durumda." diye konuştu.

Mahkemece tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel'i eleştiren Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Özellikle Sayın Özgür Özel, kendi zaaflarını, siyasi yetersizliklerini örtbas etme konusunda sürekli Sayın Cumhurbaşkanı'mıza karşı saygısız ifadeler kullanan, haddini aşan bir siyasi üslubu takip ediyor. Maalesef orada (CHP Genel Merkezi) toplanan bazı kişilerin de Cumhurbaşkanlığı makamı ve Sayın Cumhurbaşkanı'mıza karşı son derece yanlış ifadeler kullandıklarını gördük. Biz siyasi eleştiriyi, protestoyu saygıyla karşılarız. Siyasi eleştiri ve siyasi protestonun, demokrasimizin olgunluğu içerisinde çok önemli yeri vardır. Biz de siyasi eleştiriye her zaman kıymet veririz fakat siyasi eleştiriyi aşan, siyasi hakaret, hedef gösterme ve siyasi tehdit anlamına gelen bütün ifadelerini Sayın Özgür Özel'e ve orada bu ifadeleri kullanan bazı kişilere aynen iade ediyoruz."

Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunların söylediği sözlerin herhangi biri Sayın Cumhurbaşkanı'mızın yanına yaklaşamaz. Bu sözleri söyleyenler, bu sözleri sadece kendi isimlerinin yanına yazdırmış olurlar. Biz tabii ki siyasi protesto, siyasi eleştiri olsa bunlar konusunda gayet saygıdeğer bir tutum takınıyoruz ama iş şantaj, tehdit, haddini aşan ifadeler kullanma, hakaret gibi konulara geldiği zaman çok net şekilde söylüyorum, siyasi zorbalığa, siyasi eşkıyalığa asla izin vermeyiz. Bakın bu 1-2 gündür kullanılan ifadeler tamamen haddini aşmıştır. Sayın Cumhurbaşkanı'mız bizim kırmızı çizgimizdir. Bu ifadeleri kullananlarla hukuk önünde ve meşru siyaset yoluyla en net ve etkili mücadeleyi vereceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın."

"Atlatılmayacak kriz yoktur"
Meselelerin sükunet içerisinde ve sağduyulu şekilde halledilmesinden yana olduklarını vurgulayan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye'nin demokrasisi olgundur. Türkiye'nin rejimi, siyasi hayatı pek çok krizin içinden geçmiştir, bugünlere gelmiştir. Bugünlere gelmenin neticesi olarak da yüce milletimizin büyük feraseti, basireti, devlet hayatımızın binlerce yıllara dayanan tecrübesi sayesinde atlatılmayacak kriz yoktur ama onun yerine siyasi yetersizliklerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başına, Sayın Cumhurbaşkanı'mıza dönük bir siyasi tehdit, şantaj ve çirkin üslup kampanyasına çevirenlere bir adım bile attırmayız. Bu kadar net konuşuyorum çünkü kendi meselelerini çözemeyenler, kendi meseleleriyle ilgili olarak herhangi bir şekilde ortaya siyasi yetenek koyamayanların artık gelinen noktada sürekli olarak Sayın Cumhurbaşkanı'mızı, AK Parti'mizi, Cumhur İttifakı'mızı bu üslupla hedef alması karşısında bizim onların önüne koyacağımız şey, en net ve en kesin hukuki ve siyasi mücadeledir. Sayın Cumhurbaşkanı'mız bizim kırmızı çizgimizdir. Bu kırmızı çizgiye kimseyi dokundurtmayız."

Çelik, sağduyu, sükunet, siyasi akıl, basiret, feraset ve gerçeklerin konuşulduğu bir ortamın hakim olmasını arzuladıklarını söyledi.

CHP'lilere seslenen Çelik, "Protesto hakkını, eleştiri hakkını kullanmak üzere orada bulunan Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş vatandaşlarımıza saygımız büyüktür fakat onların içerisine karışarak bu çirkin üslubu kullananlarla, Cumhurbaşkanlığı makamına, partimize, arkadaşlarımıza dönük bu tehdit, şantaj ve hakaret üslubunu kullananlarla da hukuk önünde hesaplaşacağız." dedi.

CHP'deki tartışmaların parti içi mesele olduğunu belirten Çelik, şöyle konuştu:

"Özgür Özel yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisinin o zamanki yönetimi, bunları ciddiyetle ele almak, değerlendirmek yerine başka bir yol tercih etti. Bu iddiaların üzerine yine Cumhuriyet Halk Partililer, Cumhuriyet Halk Partisinin belediye başkanları, milletvekilleri, yöneticileri tarafından gündeme getirilen bu iddialar karşısında yargı harekete geçti. Yargının bulduğu deliller, yaptığı değerlendirmeler sonucunda bu tablo ortaya çıktı. Dolayısıyla ikide bir burada sanki konunun tarafı bizmişiz gibi bir gündem oluşturmaya çalışmak, Özgür Özel ekibinin baştan beri kendi yetersizliklerini örtmek için kullandığı bir yöntemdir."

Çelik, yargının işini yapmasına karışılmamasının önemli olduğunu vurgulayarak, "Siyasi partilerin yönetimlerinin özgür iradeyle oluşması, her türlü vesayetten bağımsız ama her türlü siyasi kumpas, şantaj ve oyundan da bağımsız olarak tecelli etmesi demokrasinin sağlığı açısından çok önemlidir. Dolayısıyla her yargı kararına karşı 'Siyaset yargı eliyle dizayn ediliyor' demeleri aslında başka şeyleri örtbas etmekten başka bir şey değildir." ifadelerini kullandı.

"Yolsuzluktan sorumlu bir kolunuz, biriminiz var"
Özel'in, AK Parti'ye yönelik ithamlarına tepki gösteren Çelik, şunları kaydetti:

"Sayın Özgür Özel ve ekibine şunu söylemek gerekir. AK Parti'de siyasi yargı kolları, yargıdan sorumlu genel başkan yardımcılığı diye bir şey yok ama sizin döneminizde bütün Türkiye gördü ki yolsuzluktan sorumlu bir kolunuz, biriminiz var. Bütün bunlar önünüze geldiğinde siz, bunlarla ilgili bir adım atmadınız. Atmadığınız gibi tam tersine himaye etmeye çalıştığınızı yine Cumhuriyet Halk Partililer söyledi. 'AK Parti yargı kolları' diye tabirler uyduracağınıza sizin döneminizi kastederek söylüyorum kendi partinizdeki 'yolsuzluk kolları'na baksaydınız, siyasi ve ekonomik yolsuzluk kollarıyla uğraşsaydınız. Onun için bizim herhangi bir şekilde siyaset meydanı ve sandık dışında bir iradenin peşinde koştuğumuzun söylenmesi dünyanın en büyük yalanıdır."

"Kumpaslar peşinde koşan bir siyasi gelenekten geliyorsunuz"
AK Parti'nin, sandık ve millet iradesinden başka bir şey düşünmediğini belirten Çelik, "Cumhurbaşkanı'mız millet iradesiyle buluşurken siz, Ankara'nın labirentleri ve koridorlarında birtakım kumpaslar peşinde koşan bir siyasi gelenekten geliyorsunuz. Onun için bu durumu netleştirelim. Meydanların, sandığın partisi biziz. Siz kendinize neyi yakıştırıyorsanız onu bize söylemekten vazgeçmelisiniz. Dolayısıyla beğenmediğiniz her yargı kararına, 'Siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesi' gibisinden bir tabirle yaklaşmanızın hiçbir manası, geçerliliği yok." değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, demokrasi zemininde durduklarının altını çizerek, "Size bir soru soruluyor, bu soruya düzgün bir cevap vermek yerine tutuyorsunuz, Atatürk istismarcılığına soyunuyorsunuz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti'mizin kurucusudur, ilk Cumhurbaşkanı'mızdır ve toplumumuzun ortak değeridir." dedi.

Partisinin 2-3 yıl önceki bir toplantısında "CHP'nin içi Orta Doğu'dan daha karışık" ifadesini kullandığını anımsatan Çelik, şöyle devam etti:

"Şimdi geriye dönüp bakıyorum, Orta Doğu'ya haksızlık etmişim. CHP'nin içi, Orta Doğu'yu fersah fersah geride bırakacak kadar karışık. Bu karışıklığı bizim üzerimizden netleştirmeye, bizim üzerimizden temize çekmeye kalkmayın. Bütün bu iş ve işlemler sizin ve ekibinizin yönetimi zamanında oldu. Sadece isim vermek istemiyorum, bir ildeki siyasi yolsuzluk, başka bir ilde ortaya çıkan sapkınlıklar, bütün bunları, sadece bu ikisini temizlemek üzere uğraşsanız başka bir şeyle uğraşmaya mesainiz kalmaz fakat sürekli olarak bu örtbas etme faaliyeti içerisine giriyorsunuz. Bu da sizin bileceğiniz iş ama bunu bizim üzerimizden yaptırmayız. Hele Sayın Cumhurbaşkanı'mıza karşı bu ifadeleri kullanarak bu gündemi örteceğinizi zannediyorsanız bu imkansız bir şey çünkü biz siyasetin partisiyiz, siz siyaset karşıtlığının partisisiniz."

"Yargının görevini yapması karşısında saygılı davranmaktan başka yolumuz yoktur"
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir günlük mesaisinin, muhalefetin bir yıllık mesaisinden fazla olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"Biz gündemimize hakimiz ve bu konularla herhangi bir şekilde uğraşacak ne vaktimiz ne de bunları herhangi bir şekilde gündeme almaya niyetimiz var. Biz meydanlarda, siyaset arenasındayız, demokrasi zemininde duruyoruz. Demokrasinin içeriden ya da dışarıdan herhangi bir vesayet yoluyla enfekte edilmesine ne kadar karşıysak, bunu nasıl anti siyaset buluyorsak demokrasinin güvencesi olan siyasi partilerin de birtakım çökme operasyonlarıyla, delege iradesine baskıyla, siyasi kumpasla, herhangi bir şekilde yönlendirilmesine de karşıyız. Bunların araştırılması söz konusuysa yargının görevini yapması karşısında saygılı davranmaktan başka herhangi bir yolumuz yoktur."

"AK Parti ve Cumhur İttifakı kendi gündemine hakimdir"
"Zihniyet tüzüğü"nün yazılı parti tüzüklerinden daha önemli olduğunu dile getiren Çelik, "Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş olan saygıdeğer vatandaşlarımız, bu tabloyu hak etmiyorlar. Temiz siyaset, en temel demokratik haktır. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş vatandaşlarımızın hakkı olan temiz siyaseti ellerinden alanların, Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş vatandaşlarımıza hesap verme borcu vardır. Esas mesele budur." diye konuştu.

Çelik, CHP'deki tartışmalara taraf olmadıklarının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz Cumhuriyet Halk Partisinin yönetiminde kim varsa siyasi rekabet çerçevesinde, demokratik standartlar içerisinde bu rekabeti, mücadeleyi sürdürüyoruz. Onun dışında bu konunun bizi ilgilendiren bir tarafı yok. Bu gündem sizin gündeminiz. İkide bir meydana, sağa sola çıkıp, Sayın Cumhurbaşkanı'mızı ve AK Parti'mizi hedef almanız gündem saptırmaktan, başta Cumhuriyet Halk Partili vatandaşlarımıza ve milletimize hesap vermekten kaçmaktan başka bir şey değildir. AK Parti ve Cumhur İttifakı kendi gündemine hakimdir. Bugün gelinen nokta, hiç kimsenin taraf olmadığı, Cumhuriyet Halk Partililerin kendi arasındaki tartışmanın neticesi olarak yargının bunlara bakması, delillendirmesi, ispatlaması ve yargı süreçlerinin işlemesi olarak ortaya çıkan bir konu. Bizim için fark eden bir şey yok ama gelinen noktada ne yapıyorsunuz? Miting meydanında gazeteci yumrukluyor, kendi genel merkezinize zarar veriyor, ondan sonra demokrasiden bahsediyorsunuz. Türkiye'de demokrasi mücadelesinin lideri Sayın Cumhurbaşkanı'mızdır. Türkiye'de demokrasi meydanlarının en büyük aktörü AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır. Türkiye'de sandığın ve milli iradenin en yüksekte tutulması iradesi her türlü tehdit karşısında Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde yıllarca taşınmıştır. Dolayısıyla siz bugün bu kendi küçük gündeminizle uğraşırken, bu büyük mücadeleler veriliyordu. Gelinen noktada bunu Atatürk istismarı yaparak ya da başka konularla örtmeniz herhangi bir şekilde mümkün olmayacak."

"Bir siyasetçinin TOMA'nın üzerinde ne işi var?"
Siyasetin sağduyu ve millet iradesinin zemini olduğuna dikkati çeken AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik, şunları kaydetti:

"Bir siyasetçinin ustalığı sağduyulu çözüm üretme kapasitesiyle ölçülür. Bir siyasetçinin konuşacağı yer ya kürsüdür ya da parti otobüsüdür. Bir siyasetçinin TOMA'nın üzerinde ne işi var? Ya parti otobüsünde ya kürsüde konuşursunuz. TOMA'nın üzerine niye çıkıyorsunuz? Polis kardeşlerimiz, oradaki bütün vatandaşlarımızın ve sizlerin güvenliğini sağlamak için orada bulunuyorlar. Oradaki polise ait bütün cihazlar, araçlar vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak için bulunuyor. Kanunu, mahkeme kararını yerine getirmeye çalışıyorlar. Bir düzen içerisinde çalışır bunlar. Kürsüde var olamayanlar, parti otobüslerinde hakaret dışında bir sözü olamayanlar, TOMA'ların üzerine tırmanmaya çalışıyorlar. Tabii bu da vahim bir durum ortaya çıkarıyor. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisinin kendi iç gündemini, kendilerine bırakıyoruz. Bizim Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz, uluslararası ilişkilerle ilgili çok güçlü gündemlerimiz var. Terörsüz Türkiye hedefimiz var. Etrafımızda Gazze'deki soykırımın durdurulmasından, Rusya-Ukrayna savaşına, ABD, İsrail'in İran'a saldırısından sonra ortaya çıkan tabloya kadar ilgilenilmesi gereken bir sürü meselemiz var ve Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde bütün gücümüzle AK Parti, Cumhur İttifakı olarak bu meseleler üzerinde yoğunlaşıyoruz."

"Sayın Cumhurbaşkanı'mız barışın sağlanmasında kilit aktördür"
Çelik, İran ile ABD arasındaki ateşkese ilişkin, "Ateşkesin, kalıcı barışa dönüşmesi için Hürmüz konusundan nükleer meseleye ve bölgesel aktivitelere kadar bu geniş çerçevede Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ortaya koyduğu irade en geniş düzeyde kabul görmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı'mız burada barışın sağlanmasında kilit aktördür." değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasi trafiğinde ilk gündem maddesinin Gazze olduğunu vurgulayan Çelik, "Bir kere daha gurur duyarak söylemek isteriz ki neredeyse her uluslararası zeminde Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ilk gündem maddesi, dünya bunu unutmaya, geri plana itmeye çalışsa da Gazze'dir. Gazze'de soykırım devam ediyor, İsrail aynısını Batı Şeria'ya da yapmaya çalışıyor. Birinci aşama olan yardımların girmesi aşamasında İsrail verilen sözleri tutmadığı için ikinci aşamaya bir türlü geçilemiyor. En son Sumud Filosu'na, filonun asil üyelerine yapılan o zulümleri de gördük. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı'mızın diplomasi trafiğinin başında Gazze olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Çelik, İstanbul Bilgi Üniversitesinin eğitim öğretim faaliyetlerine devam etmesi kararına ilişkin de şu değerlendirmede bulundu:

"Kamu yararı, Yükseköğretim Kurulunun raporları ve diğer değerlendirmeler, Sayın Cumhurbaşkanı'mıza arz edilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı'mız da bu üniversitenin faaliyetlerine devam etmesi konusundaki takdir yetkilerini kullanmışlardır. Böylece Bilgi Üniversitesi faaliyetlerine devam edecek. Sayın Cumhurbaşkanı'mız burada hem kamu yararını hem akademik hayatı hem de Bilgi Üniversitesindeki akademisyenleri, öğrencileri düşünerek bu takdir yetkisini kullanmıştır. Akademik hayatımıza, değerli öğretim üyelerine ve sevgili öğrencilerimize hayırlı olsun."

Kamuoyuna, torba kanunla ilgili bir taslağın yansıdığını dile getiren Çelik, bu taslakta ifade hürriyetine aykırı, ifade hürriyetiyle ilgili sorun çıkarabilecek unsurlar olduğu gerek sosyal medya üzerinden gerek başka kanallarla kendilerini iletildiğini, aydınların, düşünürlerin bunları ilettiğini söyledi.

İfade hürriyeti konusunda son derece hassas olduklarını dile getiren Çelik, "Adı üstünde bu taslak. Taslaklar yapılırken bunlar zaten önceki kanunlara ya da ilişkili kanunlara atıfla yapılan düzenlemeler oluyor. Daha sonrasında siyasi irade buna son şeklini veriyor. Dolayısıyla zaten bir değerlendirme süreci devam ediyordu. Özellikle de buna dijital materyallerin de katılması gerekiyor. Dijital materyallerin katılması dahil bu torba kanundaki yaklaşımda bir değerlendirme sürecinin devam ettiğini ifade edebilirim. Vatandaşlarımızın, düşünürlerimizin, kanaat önderlerimizin hepsinin sesini duyduk, görüşlerinin farkındayız. Dolayısıyla adı üstünde taslak, kesinleşmiş bir şey değil. Bununla ilgili siyasi değerlendirme süreci devam ediyor. Kuşkusuz bize iletilen ifade hürriyetiyle ilgili bu konuları hassasiyetle ele alacağız, değerlendireceğiz, orada yanlış görülen hususları düzelteceğiz." diye konuştu.

Kurban Bayramı'nın millete hayırlı olmasını dileyen Çelik, "Bu bayrama da Gazze'deki soykırım, Gazze'deki kadınların ve çocukların durumu sebebiyle son derece buruk, üzüntülü şekilde giriyoruz. Niyetimiz, niyazımız, duamız odur ki bu bayram, bütün insanlığa barış ve umut getirdiği gibi en önce Gazze'ye, Gazze'nin kadınlarına ve çocuklarına esenlik, barış ve huzurlu günler getirsin." dedi.







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER POLİTİKA Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
YUKARI YUKARI