Bugun...


Tayfun ÜNAL


Facebookta Paylaş









Yurttan Sesler Tırnak Makasına Zam Gelmiş
Tarih: 16-08-2019 11:16:00 Güncelleme: 16-08-2019 11:16:00


 

Yurttan Sesler
Hazır mısınız? Yazıyorum...

Çocukluktan kalma alışkanlık ve birazda uzaklaşmak için makine sesinden, şehir uğultusundan, egzoz kokusundan ve insan yalanından, evimden 7 kilometre uzaktaki bahçeye atarım kendimi. Mis gibi sükunet, vesselam...
Hazırladım çaydanlığı, bardağı, kabak çekirdeği ve maden suyunu, yüklendim küçük tüpüde...  Fakat içi boş, iyi mi... İleride bir büfe var, tüp değiştirir, bilirim. 
Geçerken uğradım, verdim tüpü, yenisini istedim, contasını da kontrol ediver bir zahmet, dedim. Güler yüzlü genç adam tüpün başlığını çıkardı, yeni conta getirmek için büfeye girdi ve hikaye orda başladı;

Bahçeye gidiyorum ya, eski pantolon, eski pabuç ve solmuş tişört var üzerimde. Çoluk çocuğunun rızkı, nafakası uğruna gurbet ellere gelmiş, inşaatta yatıp kalkan duvar ustası gibi görünüyorum işin açıkçası. 

Güler yüzlü genç büfeci içeri girdiğinde, daldım bir an derinlere... Para kazanmak için conta değiştiren insan olmanın ne onurlu davranış, ne büyük erdem olduğunu düşünüyorum ve karanlık bir noktaya dalgın dalgın bakıyorum. Solumda duran ekmek camekanına birinin yaklaşıp kapağını açtığını farkettim ama hani bilirsiniz, o dalıştan kurtulup, bakışlarınızı başka yöne döndüremezsiniz... İşte öyle bir an, solumda olan biteni farkettiğim halde dönemedim. Çok yakın tanıyormuş gibi, ne düşündüğümü biliyormuş gibi, her derdime vâkıfmış gibi seslendi, altmışlı yaşlarda bir adam.
- Çok düşünüyon, çok. Bu gadar düşünme!

Soluma dönüp bana hitap eden adamın yüzüne baktım, tebessüm ettim. Sözel cevapsızlığımı, haklılığını onaylamak olarak algılamış olmalı ki, poşete ekmek koyarken devam etti konuşmaya.

- Çok düşünmek eyilik getirmez, kötülük alametidir, kötülük getirir yeğenim. Bu gadar düşünme, her şey olacaana varır. 

Büfeci güler yüzlü genç adam tam o sırada elinde yeni contayla dışarı çıktı, poşete ekmek koyan altmışlı yaşlardaki adamın bana hitaben kurduğu cümleyi duydu, benim ise bu durumdan rahatsız olduğumu sanıp, olası bir tartışmayı engellemek için altmışlı yaşlardaki adama “Ağzın heç durmuyo Hamdi dayı. Parayı sakızların önüne bırak, işim var biraz burda” dedi ve benden uzaklaştırmaya çalıştı. 

Conta değişti, başlık takıldı, teşekkür ettim, parayı verdim ve büfenin ön tarafına geçip arabaya doğru adımlamaya başladım. Kaldırımın karanlık bir noktasında, elinde ekmek poşetiyle bekleyen Hamdi dayı bana yaklaştı;

- Gusura bakma emi yeğenim. Gıyamadım sana ööle dalgın görüşün, biliyon mu. Gafamdaaki saçlar düşünmekden ağardı. Ne düşünüp duruyon ööle derin derin. Gaçsan da gelir bulur gaderin. Allah’a emanet olasın yeğenim. Hayırlı akşamlar.

Darılmadığımı, aksine pek memnun olduğumu söyledim, hatta bu yürekten telkini için teşekkür ettim, hayırlı akşamlar dedikten sonra arabaya binip bahçenin yolunu tuttum. 

Yol boyunca Hamdi dayı nın söylediklerini düşünüp  daldım bu defa. E be Hamdi dayı, iyi mi ettin şimdi, dedim kendi kendime. 

Bahçeye vardım, çayı demledim, sandalye ye oturup ayaklarımı da diğer sandalye ye uzattım. E be Hamdi dayı, dedim yine kendi kendime, E be Hamdi dayı...

Tırnak Makasına Zam Gelmiş başlığının ne ilgisi var bu yazıyla, diyorsunuz şimdi. Tırnaklarınız uzunsa çok ilgisi var. Uzun değilse hiç bir ilgisi yok. 

Fotoğrafın bu yazıyla ne ilgisi var, diye merak ediyorsunuz şimdide. Bakın bu mesele mühim;
Arabamın lastiği patlamıştı geçen hafta. Olacak ya, koca Ankara’da lastik tamircisi bir arkadaşımın dükkanına çok yakınım. Oraya gittim. Önce şişirdi lastiği, suya daldırıp kontrol etti, batan metali çıkardı, ışığa doğru kaldırıp baktı, baktı, baktı ve  “ şuna bak, nasıl batmış la bu” dedi, kendi kendine, sonra da elinde tuttuğu metali duvardaki kartona sapladı. O ana kadar fark etmediğim metal parçaları saplanmış kartona bakışlarımı görünce, “Hayatımıza da böyle paslı parçalar batıyo... Goparıp atmak lazım aslında, deel mi hocaa!”  dedi. Tebessüm ettim, böyle bir koleksiyonum var benim Mehmet Ali, böyle bir koleksiyonum var benim, dedim.

Metin başlığıyla hiç alakası olmayan fotoğrafın artık %100 alakası var, öyle değil mi?

E be Hamdi dayı!.. E be Hamdi dayı!..
Tayfun Toprak ÜNAL





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
YUKARI