Bugun...


Tayfun ÜNAL


Facebookta Paylaş









Paylaşacak kimsemiz yoksa, dünyalar kadar olsa servetimiz, neye yarar?..
Tarih: 06-05-2019 00:31:00 Güncelleme: 06-05-2019 00:31:00


Yurttan Sesler
Hazır mısınız? Yazıyorum.
Paylaşacak kimsemiz yoksa, dünyalar kadar olsa servetimiz, neye yarar?..
Zamanı paylaşacak kimsemiz olmalı...
Derdi paylaşacak kimsemiz olmalı...
Umudu paylaşacak kimsemiz olmalı...
Kimsesi yoksa ekmeğe doyar, suya kanar mı insan?..
Kimsesi yoksa televizyonda duyduğu zil sesini, kendi kapı zili sanar mı insan?..
Oof! Hele hele ki yan komşunun penceresinden cıvıl cıvıl sesler taşıyorsa... Kimsesizliğin sessizliğinde kalakaldıysa... Oof ki ne of! Bir kere daha oof!.. Bin kere daha oof!..

Gözlerimde parıltısı bakır bir tasın
Kulaklarım komşuların ayak sesinde
Varsın bir yudum su veren olmasın
Başucumda biri bana “SU YOK!” desin de...

Belki böyle bir kimsemiz vardır. Belki, SU YOK desin, yeter ki yanımda olsun diye bekleyen, bizi KİMSESİ olarak düşünüp aramamızı, örtük kapısını aralamamızı bekleyen bir kimsesizimiz vardır.

Bayram gelmiş neyime
Kan damlar yüreğime

türküsüyle içlenen, göz yaşı döken kimsesizimiz vardır.
Bayramı mı beklemeli? Ramazan geldi! 
KİMSEnin fark etmediği bir kimseSİZlik eşiğinde dikilip KİMSE YOK MU diye seslenme günü değil mi şimdi?
Hayde, bismillah... İftar ve sahur sofralarını şen etme vakti.

Ölüm tarihimizi bilsek, ne acele ederiz kalan sürenin içini doldurmak için, öyle değil mi. Kaliteli ve dolu dolu olsun, yapmadığımız, unuttuğumuz, hayıflanacağımız bir şey kalmasın isteriz. Öleceğimiz hakikati ile yüzleşmenin paniği başlar, kısacık süreye neler sığdırmaya çalışırız neler. Dünyadan bizi çıkaracaklarını, bir daha gelemeyeceğimizi bildiğimizden, ne koparırsak kâr açgözlülüğümüzle saldırırız muhtemelen her şeye. Gezmeler, yeme ve içmeler, kaliteli kumaşlardan yapılmış elbiseler ve daha neler neler. Bunları yaparken ya da tamamladığımızda aklımıza başka şeylerde düşer. Kim varsa kalbini kırdığımız, üzdüğümüz, incittiğimiz, dargın ve küs olduğumuzu bulmak, buluşmak, görüşmek, helalleşmek isteriz. Öyle ya, süremiz belli... Diyelim ki haziran ayının üçünde vakit tamam, saat 17:50 de öleceğiz ve yeni bir dünyaya doğacağız. İyilikler yapıp dualar almakta bunlardan biridir. Lazım olur öbür tarafta...

Büyük randevu; bilsem nerede, saat kaçta?
Bilsem, tabudumun tahtası hangi ağaçta?
Bizden önce giden Üstad bu anafora kapılmış ve kaygı dolu merağını da böyle şiirleştirmiş. 
Haziran ayının üçünden sonra zaten eşyaya, paraya yahut neyimiz varsa dünyalık, ihtiyacımız kalmayacak. Bu dünyaya ait olanlar yine bu dünyada kalacak. Paylaşmak değil, dağıtılması gerekeni dağıtmak, atılması gerekeni atmak gerek. 
Şimdilik hiçbirimiz ölüm tarihimizi bilmiyoruz, o sebeple dağıtmayalım elimizdekileri elbette ama paylaşalım.

Peygamberimize, diğer peygamberlerden farkın, kendine ait özelliğin ne, diye soruyorlar, O’da İSAR SAHİBİYİM diyor. İsar, yani hayati derecede kendisine lazım olduğu halde, lazım olan şeyi başkasına verecek kadar cömert ve fedakarlık...
Bizler sıradan insanlarız, peygamber değiliz. Kanaatimce ihsan sahibi olmak yeter. Hayde, bismillah...

Paylaşacak kimsemiz yoksa, dünyalar kadar olsa servetimiz, neye yarar?..
Ramazan geldi, bayramı beklemeyelim.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
YUKARI