Bugun...


Tayfun ÜNAL


Facebookta Paylaş









Lambada titreyen alev üşüyor…
Tarih: 07-06-2019 15:08:00 Güncelleme: 07-06-2019 15:08:00


Belki de izlediğim en güzel film sahnelerinden biriydi… Osman Gazi çadırın önünde oturmuş, elinde birtakım alet edevatla kestiği, yonttuğu talaşlar etrafa saçılmış, şekillendirmeye çalıştığı rahleyi incelerken çadırın içindeki Hatun’u dışarı çıkar ve o zarif diyalog başlar;

- Bey, beyim, beyimiz, obamızın direği, yiğidi, Osman’ım… Kaşıklar yontar, oklavalar düzler, rahleler yaparsın. Peki ya beşik de yapabilir misin?
Hatun iki elini karnında birleştirirken başını da öne eğer. Osman ise elindeki keskileri, atar gibi rahlenin üzerine bırakır ve aynı heyecan dolu hızla ayağa kalkar, başı öne eğilmiş durumdaki Hatun’un yüzünü avuçlarının içine alır, alnından öptükten sonra;
- Hatun gerek ki Bey doğura!.. Hayırlı ve de mübarek ola! Der…

Gelde şu inceliğe şu zarafete şu nezakete hayran kalma! Hamile olduğunu doğrudan doğruya söylemekten imtina edecek kadar hassas bir edebe sahip olan kadın ve o kadının dolaylı verdiği müjdeye iltifatla mukabele edecek derecede zeki olan erkek…

En son ne zaman elektrikleriniz kesildiği için mum yakıp ortamı aydınlatmaya çalıştınız? Muhtemelen, dekor maksatlılar hariç, evde artık mum bile yoktur. Teknoloji onu da elimizden, evimizden aldı. 
Konu neden muma geldi diyeceksiniz. Konu mum değil zaten, az sabredin efendim. Malesef, akşam olduğunda mumla ortamı aydınlatmaya ihtiyaç duyduğumuz dönemler kadar uzağız, yukarıda anlattığım film sahnesindeki gibi güzelliklere. Konu, bir mum mesafesi…

Herkesin bildiği bir türkü var hani;

Kağızman’a ısmarladım nar gele
Gümüş kemer ince bele dar gele

Ne kadar da anlamsız yahut bağlantısız iki cümleyi alt alta yazıp zoraki bir türkü yapmaya çalışmışlar GİBİ değil mi? Değil efendim, değil. Biraz önce anlattığım sahnedeki ile hemen hemen aynı güzellik, aynı özellik ve incelikte bir türkünün iki mısraı bunlar. Kağızman’a ısmarladım nar gele, diyor kadın. Nar çekiyor canım, şehirden, Kağızman’dan gelirken nar getirir misin, diyor kocasına. Belki de kocası şaşkın şaşkın bakıp, nereden icap etti nar, niye istiyorsun diyor ve karısı buna karşılık, can alıcı ikinci cümleyi kuruyor; Gümüş kemer ince bele dar gele. Yani, diyor ki kadın; Düğünde hediye ettiğin gümüş kemer var ya hani, işte o kemer belime dar geliyor artık, düğün gecesindeki gibi zayıf değilim. Hamile olduğunu, aşerdiğini söylüyor, bu kadar net.
Hülasai kelam; LAMBADA TİTREYEN ALEV ÜŞÜYOR cümlesini yalnızca öğelerine ayırmayı bilen ancak anlattığı, ifade ettiği şeyleri, ruhunu hissedemeyecek kadar dijital mahkumu, duygu mahrumu bir neslin önünde yürüyoruz. Arkamızdan gelen nesil/ler malesef his yoksulu olarak yetişiyor. 
Sahi, sevgi neydi? Hasretiyle yarayı taze tutan kimdi? OD DÜŞMÜŞ YÜREKTE Yunus ilhamının fokurdamasını sağlayan nasıl bir şeydi. Evet evet, onu soruyorum işte, ömrün en güzel MÜCRİMİ, DAVACISI ya da ŞAHİDİ olmaya değer DAVAsı neydi? Ne güzel acılar çekmiştik biz, bilmez ki gençlerimiz…
Tam da anlatmaya çalıştığım seviye, ölçü, kalite, derece, irtifa veya değerleme, öncelikleme, önemseme farklılığını anlatan bir dip not ile her şeyine HAKİM olduğumu itiraf ederek duruşmayı bitirip cümle alemin kalemini kırayım. 
Duyduğumdan naklen; 
Sohbet sevgiden, muhabbetten yanaydı, sordum delikanlıya, O’nu bir daha hiç gördün mü? Cevap verdi; Hangisini?

Aradan bir hafta geçti, yaşlı bir amca ile sohbet ediyorduk, pat diye aynı cümleyi kurdum; Amca, O’nu bir daha hiç gördün mü? Alakasız bir anda bu sorumu duyunca şaşaladı, gözlerini yere dikti, derin bir iç çekti ve “Gördüm evlat, gördüm… O da yaşlanmış tıpkı benim gibi kırış kırış olmuş yüzü. Çocukları, torunları da varmış” dedi.

Lambada titreyen alev üşüyor…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
YUKARI