Bugun...


Tayfun ÜNAL

facebook-paylas
DEMESİ KOLAY...
Tarih: 10-02-2021 23:26:00 Güncelleme: 10-02-2021 23:26:00



Bu yıl sulanmayan fidan, seneye kurur.

İnsanların, kurumların, milletlerin ve devletlerin kişilikleri, kriz zamanlarında ortaya çıkar. 
Her ihtiyacı karşılanan ve müreffeh bir yaşam sürerken, birden değişen koşullar sebebiyle alışkanlıklarından mahrum kalan bazı insanlar, isyan çığlıkları atar, bencilce tutumlar sergiler ve diğer insanları da isyana teşvik eder. İyi olanı bile kötü gösterebilme becerilerini devreye sokar, diğer insanları olumsuz düşüncelere sevk eder ve bu halden de mutluluk duyar. Bazıları ise yeni zorunluluklara göre kendisini hazırlar ve etrafına da moral aşılamaya gayret eder. Kurumlarda da durum aynıdır. Kimi kurumlar hizmet vermekte acze düşer, kimi kurumlar ise kendi sorumluluklarını yerine getirmeye devam ettiği gibi acze düşmüş kurumların hizmet alanlarına da destek olurlar. Milletler, diye çoğul ekiyle açıyı genişletmek gerekir. Zira insanın kitlesel boyuta ulaşmış genetik mirasçılarının hepsi aynı olmuyor. Olaylara karşı refleksleri de aynı olmuyor. Birlik ve bütünlük halinde hareket edebilme özelliğine sahip olamayışları sebebiyle en küçük hadiselerde dahi dağıldıklarına, parçalandıklarına şahitlik ederiz. Bazı milletler ise en ağır koşullara rağmen kenetlenir, seferberlik ruhuyla fedakarlık gösterir ve pek çok hakkından feragat ederek çoğulcu, katılımcı bir görüntü ortaya koyar. Devletler de insan, kurum ve milletlerinin omzunda varlık sürdürüyor olması hasebiyle kriz zamanlarında ya paramparça olur ya da her manada güçlü olduklarını ispatlar.
Bir virüsün, bir illetin tüm dünyayı krize soktuğu son bir yıl içerisinde gördük ki insanımız, kurumlarımız, milletimiz ve devletimiz olarak beraberlik, fedakarlık, feragat ve ferasette -dünya ölçekli karşılaştırma yapılacak olursa- göğsümüzü kabarta kabarta diyebiliriz ki; ilk sıralardayız. 

Neler olduğunu anlamakta zorlanan çocuklarımızın korkularını, demoralize ruh hallerini göz ardı edemeyiz. Tarihin en büyük olaylarından birine şahit olduklarını, çok kritik bir sürecin içinden geçtiklerini göz ardı edemeyiz. Orta ve ileri yaştaki insanların bile ruhsal sorunlar yaşamaya başladığı bu sürecin, çocuklarımız üzerindeki tesirini göz ardı edemeyiz. 
Elbette ki demesi kolay yaşaması zor olan şeylerin potasının içindeyiz. Her şeye rağmen bir krizin içinden geçtiğimizi, aile içi ruhsal motivasyonu muhafaza etmemiz ve zaafiyet göstermememiz gerektiğini unutmamalıyız. Hususen yetişkinler olarak bizlerin, bugünü ve geleceklerini karanlık gören çocuklarımızı, gençlerimizi, menfi düşüncelerden uzak tutma sorumluluğumuz var. Bizim yokluk denen acıya sabrımız, tahammülümüz kifayet eder ama çocuklarımız ve gençlerimiz, maalesef zaafiyetleri sebebiyle aykırılıklar sergileyebilir. Aile içi birliğin bozulmasına neden olabilecek asi davranışlar ortaya koyabilir. Ne yazık ki bizler de bu durum karşısında bilgi eksikliğimiz, beceri yetersizliğimiz vb sebeplerle durumu kontrol altına almakta zorlanabiliriz. Gerek iktisadi,  gerekse psikolojik müşkili olan her insanımıza, devletimizin pek çok kurumunun destek veriyor olma kudretini unutmayalım. Kendi ailemizde sorunlarımız yok diye mutlu olurken, etrafımızdaki aileleri unutmak, görmezden gelmek, insanlığımız ve inancımızla örtüşmez. BENcilliğimizi fark edip SENcilliğimizi öne çıkarma erdemi göstermeliyiz.
Her kriz biter, her devir geçer. Yarınlarda müreffeh bir ülkenin mutlu insanları olarak yaşamak istiyorsak, iyiyi sergileyelim, kötüyü sürgüleyelim. 
Biliyorum,  DEMESİ KOLAY ama lütfen unutmayalım, bu yıl sulanmayan fidan, seneye kurur.
 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI