Bugun...


Kemalettin TOPDEMİR


Facebookta Paylaş









HÜRRİYET GAZETESİ’NİN YENİ DÖNEMİ
Tarih: 18-07-2018 12:39:00 Güncelleme: 18-07-2018 12:39:00


Doğan grubunun satışı aslında uzun süre gündemdeydi. Aydın Doğan, 2007’den önce niyet etmişti en azından birkaç yayın organını elden çıkarmayı.

Fakat o dönemdeki bazı gelişmeler nedeniyle, Ak Parti’nin oy kaybına uğrayacağına, hatta tek başına iktidara yeniden gelemeyeceğine dair estirilen rüzgara kapıldı.

Zira Cumhuriyet mitingleri büyük kalabalıklarla yapılıyor, Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt hükümet hakkında serzenişlerde bulunuyor, Cumhurbaşkanlığı seçiminde o zamana kadar yapılmayan 367 oy şartı Anayasa Mahkemesi tarafından onaylanyor, ülkedeki etkin kurumların Ak Partili bir cumhurbaşkanı seçtirmeyeceği yönünde gözle görünür çabaları ağır basıyordu.
Nitekim Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, “Sözde değil özde cumhurbaşkanı” diyerek görüşünü ortaya koyduktan sonra, hükümete 27 Nisan’da e-muhtıra verdi. Muhtıradan sonra da, Anayasa Mahkemesi, parti kapatmakla meşhur Sabih Kanadoğlu’nun icadı Cumhurbaşkanlığı seçimi için 367 oy şartını karara bağladı.
Bununla da kalınmadı, Meclis’deki oylamada DYP’nin ve ANAP’ın liderleri tarafından milletvekillerinin Meclis’e girip oy kullanması engellendi. Yaşanan gelişmeler yeni bir 28 Şubat dönemini andırıyordu. Tam da, 28 Şubat’ta darbecilerin yanında amiral gemi olarak görev alan Doğan Gruba’na, özellikle de Hürriyet Gazetesi’ne uygun bir ortamdı.
Fakat 28 Şubat ile 27 Nisan arasında bazı farklar vardı.

28 ŞUBAT SÜRECİNDEKİ HÜRRİYET GAZETESİ UNUTULMADI
28 Şubat’ta Erbakan’ın partisi Refah Partisi tek başına iktidar değildi. Hükümet ortağı DYP tarafından bile destek alamamıştı. O partiden pek çok milletvekili Demirel’in Cindoruk’a kurdurduğu partiye bir kısmı şantajla transfer edilmişti.
Yine Refah Hükümetinin karşısında başta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olmak üzere, diğer partiler, çoğunluğu Doğan grubu olmak üzere büyük gazetelerin ve televizyonların hepsi, Anayasa Mahkemesi ve diğer yargı kurumları yer almışlardı. Sivil bir hükümete karşı, askerlerin 28 Şubat darbesine destek için büyük bir çaba içindeydiler.
Osman Özbek adında bir general, “Pezevenk!” diye Başbakan Erbakan’a laf ediyor, Cumhurbaşkanı Demirel o generalden yana tavır alıyordu. Erbakan’a destek sadece DYP’nin lideri Çiller’den geliyor ama partisinden Bakanlar bile “Osman Özbek’e kimse dokunamaz” diye beyanat vermekten çekinmiyordu.
28 Şubat’ın en ön safında militanlığını ise Doğan Grubu’nun Hürriyet Gazetesi yapıyordu. Özellikle Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, darbenin bir numaralı sözcüsü konumundaydı. Emin Çölaşan, Bekir Coşkun, Mehmet Y. Yılmaz gibi yazarlarıysa ağızına geleni saydırıyordu Erbakan ve hükümetine karşı.
Hürriyet gazetesi bir bakıma 28 Şubat ile bütünleşen yayın organı olmuştu. Zaten bu gazete tarihi boyunca darbelerin yanında yer almıştı ama 28 Şubat’taki amiralliği bir başkaydı. Türk halkı o dönemde yaşadıklarını hiç unutmadı ve sabırsızlıkla Ertuğrul Özkök’ün “Muhtar bile seçilemeyecek” diye manşet attırdığı Recep Tayyip Erdoğan’ın parti kurmasını bekledi. Ak Parti kurulunca da sessizce ve sabırla bekleyen halk, ilk seçimde tek başına iktidar etti. Aynı zamanda 28 Şubat’ın bütün aktörlerini de tarihe gömdü.

AK PARTİ İKTİDARA GELİNCE DOĞAN GRUBU MAHÇUP OLDU
Ak Parti tek başına iktidar olunca Hürriyet başta olmak üzere Doğan Grubu büyük bir mahcubiyet yaşadı. 28 Şubat’taki rolleri nedeniyle kendi suçlarını biliyorlardı ve Erdoğan’ın kendilerinden intikam almasından korkuyorlardı.
Erdoğan gerçekten de farklı bir liderdi. MGK toplantılarında eski alışkanlıklarıyla Başbakan’a ayar vermeye kalkan general Şener Eruygur’a, “Kes lan Paşa!”, İrtica’dan şikayet eden generale “İrtica ile mücadele Hava kuvvetlerinin işi değil” gibi ters cevaplar veriyordu. Bu tavırlarının yanında hükümetin icraatları halk tarafından beğeniliyordu. Doğan grubu kendine çeki düzen verme ihtiyacı duydu.
Geleneksel dindarları irticacı, gerici, yobaz gösteren haberler yapmamaya özen gösterdi. Oysa daha önceleri irtica ile lgili haber girileceği zaman Ertuğrul Özkök, “En itici, en nefret uyandırıcı resimleri kullanın” talimatı verir, “Şişman, çember sakallı, sarıklı cübbeli” veya “Çarşaflı kadın” resimler bulunup habere iliştirilirdi. Ak Parti iktidara gelince bu tarz haberler azaldı.
Daha önce evine ziyarete gelen Başbakan Mesut Yılmaz’ı pijamayla ve eli cebinde karşılayan medya imparatoru Aydın Doğan, lafını esirgemeyen Erdoğan’a karşı temkinliydi ama genlerinde seçilmiş Başbakan’a hakaretler yağdırma, irtica geliyor, şeriatçılar, yobazlar sözlerini her gün kullanma ve Ak Parti’ye oy verenleri cahil cühela, bidon kafalı, koyun sürüsü gibi niteleme huyları olan yazarlara söz geçiremiyor, ilk başta “yazarlara karışmıyorum” demesine rağmen artık durumdan vazife çıkararak gazeteden kovuyordu. Her birinde de Ertuğrul Özkök vasıtasıyla, “Bize hükümetten baskı gelmedi, Hürriyet’in yayın politikalarına uymadılar” gerekçesini ileri sürdüler.
Erdoğan’ı kızdırmama, hükümeti yıpratmama politikası olmasına rağmen, kadroların genlerinde olan muhalif damar kabarıp arada kendini gösterince ve Erdoğan meydanlarda açıktan eleştirince, yapılan hataların telafisi için Aydın Doğan “Hükümetin yanındayız” açıklamaları yapmak zorunda kalıyordu.
Başbakan Erdoğan ve Ak Parti’ye oy verenler, Doğan grubuna ve Hürriyet’e güven duymuyorlar, “Fırsat bulsalar 28 Şubat’taki gibi” olacaklarını inanıyorlardı. Aydın Doğan da bu güvensizliğin farkındaydı.
2007’den önce bir ara en azından birkaç yayın organını satma düşüncesi taşırken, bir yandan da “Erdoğan ve Ak Parti aleyhinde yazmayı huy edinmiş” yazarlarını Ertuğrul Özkök aracılığıyla sansürlemeye çalışıyordu. Bankası, akaryakıt şirketleri, turizm şirketleri olan Aydın Doğan, gerekirse basını feda etmeye hazırdı.

2007’DE AK PARTİ YİNE KAZANINCA SİVRİ YAZARLAR KOVULDU
Ancak 2007’nin 28 Şubatvari olayları işin içine girince, o dönemdeki kadar olmasa bile asıl niyetini belli eden, fırsat bulsa o günleri aratmayacağı izlenimi veren haberler, yazılar, yorumlar ucunu gösteriyordu. Fakat ilan edilen erken seçim yapılıp sonuçlar açıklanmadan tedbiri de elden bırakmadı. Örneğin Cumhuriyet mitinglerine çok fazla yer vermedi. 28 Şubat’taki gibi “Bir paşa diyor ki” başlıkları atmadı. Açıktan hükümete karşı askerlere yandaş bir tavır sergilemedi. Gönlü Erdoğan’ın kaybetmesinden yana olsa da, dengeli bir yayın politikası gütmeye çalıştı. Fakat kimi yazarlar, o dönemde yaşanan olayların ve estirilen havanın şehvetine kapılmıştı.
22 Temmuz 2007’de yapılan seçimde Ak Parti, estirilen havanın tam tersine % 47 oy alarak büyük bir oy patlaması yaptı. Seçimden bir ay sonra ise Hürriyet, Emin Çölaşan’ı feda etmek zorunda kaldı. Daha sonraki süreçte Hürriyet ile bütünleşen Bekir Coşkun, Uğur Dündar, Yılmaz Özdil gibi isimler de Hürriyet gazetesinden uzaklaştırıldı.
Safraları atan Dogan Grubu, Erdoğan’ı kızdırmamaya yönelik bir yayın anlayışını sürdürmeye çalıştı ancak kimi olaylarda “gönlündekini belirten” tavırlara girince “kimseye yaranamaz” hale geldi. Gezi olaylarında Dogan Grubu, gazete ve televizyonlarda çok aktif olmasa da, yazarları özellikle de sosyal medyada Gezi taraftarı olduklarını belirten tavır içindeydiler. Gezi’de de bir süre estirilen rüzgarında “fırsat bulsak bu hükümeti yıkarız” havası içinde oldular.
Dogan grubu hitap ettiği kitle tarafından da eleştiriliyor, Cumhuriyet mitinglerini ve Gezi olaylarını görmemekle yerden yere vuruluyor, Erdoğan’a teslim olmakla suçlanıyordu. Kemalist, solcu, Atatürkçü, ulusalcı, CHP’li okurlardan küsenler de vardı. Fakat onlar da ne kadar kızsalar da bir gün gelecek eski günlere dönülecek beklentisi vardı.
17/25 Aralık hükümeti yıkma girişiminde iki arada kaldılar. Geleneksel okurların büyük kısmı hükümete karşı gelişen 17/25 Aralık’ı “hükümeti yıkma girişimi” olduğu için CHP ile birlikte desteklerken, Doğan Medya grubunun sessiz kalması CHP tarafından da eleştirildi.

1 HAZİRAN’DA “HÜKÜMETİ YIKMA FIRSATI” DOĞDU AMA
1 Haziran seçimlerinde Hürriyet, HDP’yi ve liderini parlatma görevini üstlenince, Doğan grubunun özüne döndüğü yorumları yapıldı. Bu seçimde HDP barajı geçerse Ak Parti’nin tek  başına iktidarı sona erecekti ve CHP’liler bile HDP’ye oy verecekti barajı geçsin diye. Anketlerde de HDP’nin barajı geçeceği görünüyordu. Ak Parti’nin iktidardan düşmesi, koalisyon hükümetlerinin geri gelmesi demekti.
Bu tam da Doğan grubunun istediği bir şeydi. Çünkü koalisyon ortaklarını etki altına alabilirler, bir ortakla sorun yaşarsa diğeriyle istediklerini yaparlardı. Ve bu ihtimalde büyüktü. O yüzden Hürriyet ve CNN Türk başta olmak üzere Doğan grubu yıllarca PKK’lı diye itham edilen HDP’yi şirin gösteriyor, lideri Selahattin Demirtaş’ı sıkça gündeme taşıyıp ona saz çaldırıyorlardı.
Nitekim 1 Haziran’da HDP barajı aştı, “bebek katili PKK’lı” diye anılırken çok sevimli bir marka isim haline getirilen Demirtaş’ın başarısı, CHP’liler tarafından da coşkuyla alkışlandı. Artık CHP-MHP-HDP koalisyon hükümeti kurulacak, eski günlere dönülecekti. Ama MHP lideri Devlet Bahçeli “HDP ile asla hükümete girmeyiz, dışarıdan da desteklemeyiz” deyince o coşkulu sevinçler o gece kursakta kaldı. Hükümet kurulamadı, üstüne PKK özyönetim ilan ederek hendek savaşları başlattı. PKK terörü kendini gösterince, kısa zamanda yapılan seçimde Ak Parti tekrar tek başına iktidar oldu.
Doğan grubu yine “fırsat bulursa yapacağını” gösterdiği için mahcup olmuştu. Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet açık ya da gizli baskı uygulamamasına rağmen, suçunu bilen sicilli Doğan grubu, kendi kendine psikolojik baskı uyguluyordu.
15 Temmuz darbe girişiminde darbeye karşı tavır almaları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbe gecesi CNN Türk’ten Hande Fırat aracılığıyla halkı sokağa çağırması, darbecilerin CNN Türk’ü işgali sırasında gösterilen direnme Doğan grubunun geçmişini unutturan, en gıcık giden Ak Partililer de bile sempati uyandıran bir gelişme oldu. Daha birkaç ay önce CNN Türk’ü taşlamaya gidenler, bu sefer CNN Türk’ü darbecilerden kurtarmaya koşmuşlardı.

AYDIN DOĞAN’A EYVAH DEDİRTEN ALTIN KELEBEK ÖDÜLÜ TÖRENİ
Ancak aksilikler Doğan grubunu bırakmıyordu ve bir şekilde hükümetin damarına basacak hareketlerden ortaya çıkıyordu. Yayınlandığı süre içersinde bütün reyting gruplarda birinci olan ve reyting rekorlarını kıran, Türkiye ile birlikte 30’dan fazla ülkede yayınlanan Diriliş Ertuğrul Dizisi’nin ‘En İyi Dizi’ ödülünü aldığı Pantene Altın Kelebek Ödül Töreni bu aksiliklerden biriydi. Ak Partililerin çoğunun gıcık olduğu sunucu Okan Bayülken’in ödülü verirken dizi yapımcılarını konuşturmaması, alelacele sahneden uzaklaştırması “Eyvah!” dedirtecek türdendi. Diriliş Ertugrul ekibinin “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isteğiyle” ödülü iade etmesi, daha sonra Okan Bayülken’in “Bugüne kadar seyretmedim, bugünden sonra hiç kaçırmadan seyredeceğim” gibi abuk sabuk konuşması, duyanların ifadesine göre Aydın Doğan’a “Eyvah!” dedirtmişti.
Tam da 15 Temmuz’da darbeye karşı çıktıkları için Erdoğan’ın ve Ak Partililerin sempatisini kazanmışken, yeni bir sayfa açılmışken bu ödül töreni faciası herşeyi berbat etmişti. Çünkü Diriliş Ertuğrul dizisi halkın çok büyük kesimi tarafından seyredildiği kadar, Erdoğan’ın da sevdiği bir diziydi. Halkın sevdiği dizi, “ukala” Okan Bayülken tarafından aşağılanmış, küçümsenmiş gibi görünüyordu. Bu olay Okan Bayülken için de kötü oldu, Kanal D’de yeni başlayacağı programı iptal edildi. O günden bu yana ekranlarda yok.
Yine 25 Şubat 2017 günü Hürriyet Gazetesi “Karargâh Rahatsız” diye bir başlık attı, bu da 28 Şubat günlerini hatırlattı. Bu manşet belki de satışı getiren süreci başlatan manşet oldu.
İki yıl önce Hürriyet gazetesinin Ülker grubuna satışı gündeme geldi. Fakat ne olduysa bu gerçekleşmedi. Ama Ülker grubunun “Fetö ile bağlantıları olduğu için bu satış engellendi” gibi söylentiler yayıldı.
Ama şimdi Doğan medya grubu bütün birimleriyle Demirören şirketine, oldukça düşük diye ifade edilen bir rakamla satıldı. Seksen yaşındaki Aydın Doğan, 16 yıldır Erdoğan’a karşı mücadele edemedi ve sonunda yenik düştü. Karşılıklı güvensizliğin getirdiği stres onu hayli yormuştu.
Ama ilginç olan hükümete yakın duruyor diye eleştiren, küsen sol kesimin bu satıştan çok rahatsız olmasıydı. Laik, demokrat, ulusalcı, Atatürkçü ve Cumhuriyetçi diye tanınan kitlenin başlarına adeta kaynar sular döküldü. Özellikle Hürriyet gazetesi onlar için yine de “hükümet deviren, darbe yapan” bir semboldü. Bundan sonra Ordu’ya darbe çağrısını kim yapacak, kim irtica başlıkları atacaktı. Şimdi yapamasa bile ileride Hürriyet bunu yapabilirdi, o umutları kaybolmuştu.
Hürriyet yeni dönemde,sivri isimleri zamana yayarak tasfiye ediyor. Bazıları gitti, bazıları da yolda. Ünlü 28 Şubatçı Ertuğrul Özkök, Ayşe Arman, Sedat Ergin, Yalçın Bayer gibi isimler sırasını bekliyor.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Bebişler
  2. Yurdum İnsanı
  3. FANTASTİK
  4. ATATÜRK
FOTO GALERİ
YUKARI