Bugun...


Cevat AKKANAT

facebook-paylas
SALGIN SÜRECİ EĞİTİM UYGULAMALARININ KALICILIĞINA DAİR
Tarih: 09-04-2021 15:29:00 Güncelleme: 09-04-2021 15:29:00


Beklenmedik bir anda ortaya çıkan koronavirüs salgını, insanları ve devletleri hazırlıksız yakalamıştır. Süreç, bütün dünyada başta sosyal hayat olmak üzere, pek çok alanı etkilemiş, eğitim sistemleri de bundan nasibini almıştır. 

Salgın ile birlikte yakın geçmişte ütopik olarak değerlendirilebilecek deneyimler, küresel olarak tüm dünyada yaşanmaya başlanmıştır. Hayatın her alanını etkileyen salgın, özellikle eğitimde önemli sonuçlar doğurmuştur. Örneğin yüz yüze eğitime ara verilmiş, eğitime erişim ve öğretmenin mesleğini icra ediş biçimi başta olmak üzere, eğitim sisteminin birçok temel unsuru yeni biçimlere bürünmüştür.

Koronavirüs 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından salgın olarak ilan edilmiştir. Bunu müteakiben MEB 12 Mart 2020 tarihinde aldığı karar ile 16 Mart 2020 tarihinden itibaren yüz yüze eğitime ara vermiştir. 23 Mart 2020 tarihinde ise uzaktan eğitime başlamıştır. Geldiğimiz noktada (sınırlı olarak yüz yüze eğitime geçilmiş olmakla birlikte) uzaktan eğitim devam etmektedir.

Bilindiği gibi, uzaktan eğitim, farklı ortamlarda bulunan öğrencilerin, öğrenme-öğretmen faaliyetlerini bilgi-iletişim teknolojileri vasıtasıyla gerçekleşmesine imkân tanıyan bir sistemdir. Bu sistem bizde EBA, TRT EBA Kanalları ve alternatif bilişim ortamları üzerinden icra edilmektedir.   

Etkisi çok uzun zaman sürebilecek salgın ile beraber, dünya tarihinin en büyük sosyal deneyi yaklaşık 1,6 milyar öğrenciyle doğal bir şekilde gerçekleşmiştir. Bu süreçle beraber uzun vadede bu tecrübelerin genel eğitim yaklaşımına yansımalarının olması kaçınılmazdır. Her kriz devamında bazı fırsatları doğurur. Bu bağlamda edinilen tecrübeler fırsata çevrilebilir. Bununla beraber, salgından ders çıkarabilmek için yaşananları eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmek ve bu bağlamda yeni politikalar geliştirmek elzem olabilir.

Yapılan araştırmalar, salgın sonrası yeni normalde, planlı eğitsel eylemler bağlamında harmanlanmış öğrenme (blended learning) uygulamalarının yanı sıra HyFlex (Hybrid Flexible) uygulamalarına doğru bir yönelim olacağını öngörmektedir. Çevrimiçi uzaktan eğitim uygulamaları özünde eğitimde açıklık, erişilebilirlik, esneklik gibi çözümler sunsa da, öz-yönelimli (self-directed) ve özyönetimli (self management) becerileri gerektirmesi yeni normalde öğrenenin hangi içeriğe nasıl erişebileceğini seçmesi bağlamında HyFlex öğrenme modelini öne çıkarmaktadır.

Bilindiği üzere, eğitim teknolojileri sadece somut teknolojilerden değil (Örn., bilgisayar, akıllı telefonlar, öğrenme yönetim sistemleri), soyut teknolojilerden de oluşmaktadır (Örn., eğitsel kuramlar, yaklaşımlar, stratejiler). Dolayısıyla yeni normalde dikkate alınması gereken noktalardan birisi de somut teknoloji odaklı çözümlerin yanı sıra eğitim teknolojilerinin doğrudan görünmeyen kısmını yansıtan soyut teknolojilerin de işe koşulması gerekmektedir.

Salgınla beraber öğrencilerin okuldan ayrılıp evlerine dönmeleri ile beraber veliler aniden yeni eğitsel roller üstlenmişlerdir. Aslında varsayım olarak bu rollere sahip olan velilerimiz, normal eğitimin kesintiye uğramasıyla beraber bu rolleri en üst dereceden tecrübe etmek durumunda kalmışlardır. Yeni normalde ebeveynlerin eğitime olan katkısı daha etkin olacaktır kanaatindeyiz.

Salgın süreci, “Öğretmen, eğitimin merkezinde bilginin sağlayıcısı mı olmalıdır, yoksa öğrenenin yanında yol gösterici, kolaylaştırıcı ve rehber mi olmalıdır?” tartışmasını sonuçlandırmıştır. Salgın gerçeği, özgüvenini kazanmış ve öğrenme sürecinin merkezinde olan öğrencilerin, kendi öğrenme sorumluluklarını kabul ederek kriz ile daha iyi başa çıktıklarını göstermiştir. Dolayısıyla öğretmenin merkezde olduğu ve öğrencinin değişen derecelerde başka bir paydaşa bağımlı olduğu eğitim süreçleri sona ermiştir. Zira, salgın sürecindeki tecrübeler, öğrencilerin daha fazla özgüven, kendine yetebilme ve eleştirel bakış açısını geliştirme becerileri kazandıkları yolundadır. Şu halde, salgından sonraki yeni normalde öğrenciler bilgi edinmede talep etmenin önemini kavramış bireyler olarak, araştırmacı yönlerini geliştirmek yönünde daha istekli olacaklardır.

Salgın gerçeği hem öğrencilerin hem de eğitimcilerin kriz süresince ihtiyaç duyulan dijital yeterlilik ve becerilere tam olarak sahip olmadıklarını göstermiştir. Salgın sırasında yanlış bilginin ne kadar hızlı yayıldığı ve ne tür sonuçlar doğurabileceği gözlenmiş, bu durum hem öğrenciler hem de öğretmenler açısından eleştirel bakış açısı geliştirebilme, doğru kaynaklara bağlanabilme ve doğru bilgiyi filtreleyebilmenin dijital bilgi çağında önemli bir beceri olduğunu göstermiştir. Eğitimcilerin yaşadıkları sorunlar düşünüldüğünde ise teknoloji, pedagoji ve alan bilgisi modelini eğitim fakültelerinin müfredatlarıyla ilişkilendirmeyle beraber eğitimcileri dijital dönüşümün gerekliliklerine göre hazırlamanın önemi ortaya çıkmıştır. Tam da bu doğrultuda, öğretmenler çağın gerektirdiği teknolojik donanıma sahip olmak için daha ilgili olacaklar, bu yönde kendilerini geliştirmek için daha çok gayret sarf edeceklerdir.

Eğitsel uygulama ve kaynakların, salgın dönemi ile beraber eğitimde açıklık felsefesi bağlamında yapılandırılması, eğitimde açıklığın gerçek değerini göstermiştir. Bu yaklaşımın salgın sonrası süreçte de etkin olacağı düşünülmektedir.

Dijital teknolojilere ulaşanlar ile ulaşamayanlar veya dijital teknolojileri kullananlar ve kullanamayanlar arasındaki farka “dijital bölünme” diyoruz.  Diğer bir ifadeyle dijital bölünme bilgiye erişebilme ve sahip olma ile tam tersi bir durumda ortaya çıkan eşitsizlik üzerine kurulu iki kutuplu bir dünyanın varlığını eleştirel bir yaklaşımla sorgulayan bir kavramdır. Salgın süreci, bu iki kutup arasındaki açıklığı kapatmak için yeni fırsatlar doğurmuştur. Ülkemizde de dijital bölünme aralığının hızla kapanacağına inanıyoruz.

Salgın sırasında sıklıkla gözlenen durumlardan birisi de çeşitli destek topluluklarının (STK’ların) ortaya çıkıp eğitime farklı katkı sunmalarıdır. Kolektif bir iş birliğine dayalı bu sürecin, yeni normalde de yaygın bir şekilde devam edeceği kanaatindeyiz.

Yeni normalde geleneksel eğitim kurumlarının üstleneceği esnek roller ve öğrenenlerin bilgiye farklı ortamlardan erişme çabalarının informal öğrenme süreçlerinde daha fazla değer kazandıracağı düşünülmektedir.

İçerikte ve öğrenme süreçlerinde kalitenin arttırılması, eğitsel etkileşim ve iletişimin güçlendirilmesi eğitimin geleceğine yönelik yapılacak en büyük yatırım olarak değerlendirilebilir. Bu anlamda, uzaktan eğitim materyallerinin kalitesinin artırılması yolundaki mevcut çalışmalar hız kazanacaktır.

Yeni normal dönemde yüz yüze öğretim faaliyetlerinin bir kısmının dijital kanallardan yapılabilir olduğu görülecektir.

Örgün eğitim kurumlarında ders dışı faaliyetlere daha fazla zaman ayrılabilecektir.

Öğrenci-öğretmen, öğrenci-öğrenci, öğrenci-ders materyali, öğretmen-veli arasındaki etkileşimler daha nitelikli hale gelecektir.

Öğrenmenin sadece sınıf ortamında gerçekleşen bir şey olmadığı anlaşılacağından sınıf dışı ortamlarda da öğrenim olanaklarından yararlanma bilinci toplumda gelişip pekişecektir.

Eğitimde ölçme ve değerlendirme için yeni imkânlar denenecektir.

Başta da dediğimiz gibi, ütopik olarak değerlendirilebilecek şeylerdi bunlar bir süre önce. Ama artık değil. Bakalım salgın süreci daha hangi ütopik eğitim yaklaşımlarını gerçeklik dünyamıza taşıyacak. Bunlara hazır olalım. Hepimiz. Ama en çok da MEB başta olmak üzere, bütün eğitim kurumlarımız...

 

 

KAYNAKLAR:

BOZKURT, A. (2020). Koronavirüs (Covid-19) Pandemi Süreci ve Pandemi Sonrası Dünyada Eğitime Yönelik Değerlendirmeler: Yeni Normal ve Yeni Eğitim Paradigması. Açık Öğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi (AUAD), 6(3), 112-142. (https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1215818)

GÖREN, S. Ç. ve diğerleri  (2020) Küresel Salgın Sürecinde Uzaktan Eğitimin Değerlendirilmesi: Ankara Örneği, Milli Eğitim Dergisi, (49), 69-94.  (https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1262180)

ÖZDOĞAN, A. Ç ve BERKANT, H. G. (2020). Covıd-19 Pandemi Dönemindeki Uzaktan Eğitime İlişkin Paydaş Görüşlerinin İncelenmesi, Milli Eğitim Dergisi, (49), 13-43. (https://dergipark.org.tr/tr/pub/milliegitim/issue/58895/788118)





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
YUKARI