Bugun...


Av. Şerif Aydın


Facebookta Paylaş









TRUMP DOKTRİNİ VE ABD’nin “ÖCÜ SİYASETİ”NİN SONU
Tarih: 01-01-2018 01:43:00 Güncelleme: 01-01-2018 01:43:00


1.Dünya Savaşı ile Dünya siyasetinde yerini alan ABD’nin 45.başkanı Donald Trump, geçtiğimiz hafta 68 sayfalık Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni açıkladı. Bu belgeden anlaşılmaktadır ki artık Dünya yeni bir ABD Doktrini ile karşı karşıyadır. 1823’teki Monroe Doktrini, kimsenin ABD’ye karışmaması ve ABD’nin de kimseye karışmaması temeline dayanıyordu. Buna uygun olarak yürüyen yüzyıla yakın süreç, büyümeleri, güçlenmeleri ve teknolojik olarak üstün hale gelmeleri için yeterli bir zaman olmuştu. 2.Dünya Savaşı’ndan sonra ise Truman Doktrini ile birlikte “öcüler” dönemini başlattılar. Sovyetleri çevrelemek için Türkiye ve Yunanistan gibi ülkeleri ekonomik olarak desteklemek temelli bu Doktrin ile Dünyaya Rus Öcüsünü pompaladılar. Bağlantısızlar olarak anılan bir kaç tane Ülke dışında Tüm Dünyanın soğuk savaş kamplaşmasının bir tarafında yer almasını sağladılar.

 

45 yıla yakın süren Soğuk Savaş sırasında da “İnsan Hakları Öcüsü” üzerinden Ülkeleri dizayn etmeye uğraştılar. Komünizm ile korkutarak yanlarına çektikleri az gelişmiş Ülkelere, İnsan Hakları söylemleri ile medenileştirme bahanesiyle müdahale etmeye uğraştılar. Soğuk Savaş sonrası dönemde ise önce “ Saddam Öcüsü” tiyatrosu sahnelendi, 2000’li yıllarla birlikte buna “El-Kaide/Bin Ladin” eklendi. Bu arada eş zamanlı başlayan ve halen sürdürülen “İran Öcüsü”’nün her türlü nimetlerinden faydalanmayı da ihmal etmediler. 2000-2010 arası süreçte ise “Demokrasi” palavrasıyla Orta Doğu’da kaosu yaygınlaştırarak çalışmalarını sürdürdüler. Zaman geçtikçe Öcülerin sayısı ve çeşidi artıyordu, El-Kaide ile, Kaddafi ile… Aynı zamanda yeni Öcülerini de hazırladılar. Böylece tüm Dünya “DEAŞ” öcüsüyle tanıştı, “ Kuzey Kore” öcüsü ile paralel olarak. Öte yandan Deaş uzantısıyla da Afrika’da Boko Haram Örgütü şeklinde tanıştık/tanıştırıldık. Bu Öcü siyaseti sayesinde yaklaşık 70 yıldır tüm Dünyadaki kan ve gözyaşının bir numaralı sebebi/sahibi ABD oldu.

 

Son zamanlarda kendi elleriyle oluşturdukları ÖCÜ’leri gizleme gereksiniminde olmadıklarını idrak etmeye başlamıştık.  Abd’nin El Kaide’yi Sovyetlerin Afgan işgaline engel olabilmek için oluşturduğu, büyüttüğü ve yönettiği tüm Dünyanın malumuydu. Ancak bunu o kadar pervasızca yapmamışlardı. Hatta Bin Ladin’i en büyük düşman kategorisine koyacak kadar taktiksel davranıyorlardı. Oysa Deaş’ı açıkça destekleyip, koruyup kullanıyorlar. Pyd’ye açıktan binlerce Tır silah yardımı yapabiliyorlar. Yani artık olayı başka bir boyuta taşımış durumdalar. Suudlara karşı İran, Japonya’ya karşı Kuzey Kore, Avrupa’ya karşı Rusya, Türkiye’ye karşı Pyd ve benzeri taktiklerle daha fazla ilerlemeye çalışmayacaklarını anlamaktayız.

 

Trump Doktrini ile bu Öcü siyasetinin farklı bir noktaya evrildiğini görebilmeliyiz. 68 sayfanın satır aralarında Rusya’dan, Çin’den, İran’dan bahsedildiğine aldanmayalım. Aslında bu doktrinin her satırı artık aracı öcüler kullanılmadan hareket edeceklerini anlatıyor bizlere. Aynı zamanda tüm Dünyaya yapılan bir meydan okuma ile de karşı karşıyayız. ABD denen Hegemonik canavar, kendi büyüklüğünün karşısında duran, kendi menfaatine hizmet etmeyen, kendiyle işbirliği içinde olmayan her Devleti düşman olarak tanımlıyor. Daha da ötesi; bu durumdaki her Ülkenin karşısına, arada Öcü kullanmadan, tüm acımasızlığı ile kendisinin dikileceğini ilan ediyor. En büyük Terör Örgütü/Devleti olduğu gerçeğini gizleme ihtiyacı dahi hissetmeyeceği bir süreci başlatıyor. Bundan mütevellit, diğer büyük Ülkelere( Rusya/Çin) yaklaşmak isteyen, onların yanında yer alacak olan Ülkelere bu strateji belgesiyle kendince son uyarısını yapmış oldu. Yani aslında yeni kamplaşmayı ABD ve Diğerleri olarak belirlemiş oldu. 

 

                Kral Salman sonrası Suudlar, Türkiye’ye politik olarak daha çok yaklaşmaya başlamışlardı. Hatta Suudi Arabistan için bir eksen kaymasından dahi söz edilir olmuştu. Ancak “ 11 Eylül Öcüsü” ve ondan ekonomik olarak sorumlu tutulabilme korkusu ile zavallıca teslimiyetlerine şahit olduk. Daha öncesinde “Devrim” ile taçlanan Mısır Halkının mücadelesinin “Darbe” ile nasıl da boşa çıkarıldığını izlemiştik.  Aynı şekilde bu yeni durum, Türkiye için de yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı olarak okunabilir. ABD’nin bu süreçte atacağı adımların Ekonomik olarak da Siyasi olarak da Askeri olarak da zorluklarını yaşayacağız. Halk Bankası üzerinden yaptıkları ekonomik saldırıları çeşitlendirerek sürdüreceklerdir. “Kudus” meselesindeki duruşumuza sessiz kalmayacaklardır. Suriye ve Irak’ta hareket alanımızı kısıtlamaya uğraşacaklardır. Bütün bu gelecek saldırılara karşı tek yürek olarak karşı koyabilmek bu Ülkede yaşayan her bir bireyin bu topraklara borcudur. Ülke olarak Bir olabilirsek, İri olabilirsek, Diri olabilirsek bu saldırıların üstesinden gelebilecek Güce de Misyona da Lidere de sahibiz. Zaten Büyük Devlet olabilmek işte tam da bu tür ağır saldırıların olduğu/olacağı sınavlardan başarı ile çıkabilmekle ilgili. 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
VİDEO GALERİ
  • Afrikalı sefirelerden Türkçe şarkılar
    Afrikalı sefirelerden Türkçe şarkılar
  • Suikast timinin yakalanma anı
    Suikast timinin yakalanma anı
  • Bulaşıkçılıktan patronluğa uzanan başarı hikayesi
    Bulaşıkçılıktan patronluğa uzanan başarı hikayesi
  • Trafik kurallarını deneyimleyerek öğreniyorlar
    Trafik kurallarını deneyimleyerek öğreniyorlar
  • İncirlik Üssü'nün Hikayesi
    İncirlik Üssü'nün Hikayesi
  • Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ABD'de BİAT gibi açıklama!
    Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ABD'de BİAT gibi açıklama!
  1. Afrikalı sefirelerden Türkçe şarkılar
  2. Suikast timinin yakalanma anı
  3. Bulaşıkçılıktan patronluğa uzanan başarı hikayesi
  4. Trafik kurallarını deneyimleyerek öğreniyorlar
  5. İncirlik Üssü'nün Hikayesi
  6. Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ABD'de BİAT gibi açıklama!
VİDEO GALERİ
YUKARI