Bugun...


Av. Şerif Aydın


Facebookta Paylaş









MESELE MEMLEKET
Tarih: 18-11-2017 14:26:00 Güncelleme: 18-11-2017 14:26:00


 

Norveç’te yapılan NATO tatbikatındaki skandal, Ülke olarak bazı hususları hatırlamamızı gerekli kılıyor.

Erdoğan, iktidara geldikten sonra AB odaklı Dış politikası ve özgürlüklere/demokrasiye yönelik atılımları ile Batılı Ülkelerin ve liderlerin gözdesi bir siyasetçiydi. NATO’nun en büyük 2.ordusuna sahip, Avrupa ile Orta Doğu arasında köprü görevi gören, genç/dinamik nüfuslu müttefiklerinin  siyasi liderinin duruşu ve adımları Batılılar için büyük bir kazanç olarak kabul ediliyordu. Ancak bu durum bir yerden sonra değişmeye başladı. 

18 Aralık 2010 tarihi Dünya ve Orta Doğu siyaseti için büyük bir kırılmanın miladı olmuştur. Tunus’lu seyyar satıcı Muhammed Buazizi, tezgahına el koyan görevlilerle baş edemeyince tepki olarak kendini ateşe vermişti. Tunus’ta yanan kıvılcım; ekonomik, Siyasi, Kültürel ve Dış odaklı daha bir çok parametre ile birleşerek hızla Orta Doğu geneline yayıldı. Adına “Arap Baharı” dedikleri bu olayın yansımaları devrimler, darbeler, iç savaşlar ve iktidar mücadeleleri şeklinde hala Suriye, Mısır, Yemen ve bir çok bölgede devam etmekte. Perde arkasında ABD’nin, en kazançlı çıkanın İRAN olduğu bu değişim/dönüşüm odaklı yalancı baharın Ülkemize de etkileri oldu ve olmaya da devam edecek.

Diğer yandan 2010 yılına kadar kendi iç iktidarını sağlamlaştırmakla uğraşan Erdoğan, artık büyük ve tarihi projeleri ile Ülkesini Batılı müttefiklerinin Askeri ve Ekonomik kapasitelerine çıkarmaya yönelik politikalarını gün yüzüne çıkarmaya başlamıştı. Orta Doğu ülkeleri için “Model-Ülke” olarak lanse edilen Türkiye’nin bu atılımları Batılı müttefikleri için tam bir hayal kırıklığı olmuştu. Onların alıştığı/beklediği Ülke elden gidebilirdi. Siyasetini, Üretimini, Tüketimini, Askeri ihtiyaçlarını kendi hazırladıkları listelere göre belirleyen Ülke yoktu artık. Orta Doğu’daki güç mücadelesine ortak olma amacında olan bir muhatapla karşı karşıyaydılar. Üstelik bunu yaparken gelecekte Dünya siyasetinde de aktif olmayı amaçlayan adımları hissediyorlardı. 

Bunun üzerine “Arap Baharı” diye başlattıkları senaryoya Türkiye’yi de dahil ederek bir değişim/dönüşüm amaçladılar. Kendi güdümlerindeki Cemaat görünümlü ajanlarıyla denediler, Kendi güdümlerindeki siyasetçi ve medya desteğiyle birlikte… 

7 Şubat 2012’de, 1 Haziran 2013’te, 17 Aralık 2013’te, 7 Haziran 2014’te ve en son 15 Temmuz 2016’da denediler. Allah’ın izni, Milletin feraseti ve Liderinin dirayetiyle Ülkemiz şer odaklarının bütün bu hamlelerini boşa çıkardı. 

Ne FETÖ saldırıları, ne Gezi olayları ne de Askeri Darbe ile amaçlarına ulaşamadılar. Bütün bunlar yaşanırken Erdoğan da boş durmadı. Bir yandan içerde ve dışarıda bu mücadeleyi yürütürken diğer yandan da daha büyük ekonomik, siyasi ve askeri adımların ve devasa projelerin peşinden koştu.

Müttefik görünümlü, Devlet kimliğine bürünmüş Terör Örgütleri de onun uzantıları da pes etmedi ve etmeyecekler. Kumpaslarla, Terör ve Ekonomik saldırılarıyla, İçerdeki işbirlikçileriyle şimdi de, gelecekte de, 2019 seçimlerinde de, hala deşifre edilmemiş kripto elemanlarıyla da mücadelelerini sürdürecekler. 

Eğer Erdoğan, onların istediği gibi bir Lider olsaydı belki de bunların hiç biri yaşanmayacaktı. Ekonomik, Siyasi ve Askeri bağımsızlığımızın peşinden koşmasaydı hala el üstünde tutulacaktı. Devasa projeleriyle onların kazançlarını sınırlandırmasaydı hala en büyük müttefikleri olacaktı. Ülke kazancının yarısının doğrudan faiz lobilerine akmasına karışmasaydı hala el üstünde tutuluyor olacaktı. Kişi başı milli gelirimizi 1000 dolar seviyelerinde tutup 20.000 Dolarları hedeflemeseydi hala baş tacı ediliyor olacaktı. Tüm askeri gücünü onların istediği seviyede tutup sadece onların istediklerini, istedikleri paraya istedikleri kadar alıyor olsaydı tadından yenmeyecekti. Vel hasılı bu Memleketin tüm gücünü onların önüne altın tepsi içinde sunmadığı için bugün hedef tahtasına oturtulmuş durumda. Bu mücadelenin temel sebebi budur.

Dolayısıyla Mesele Memleket meselesidir. Ülke olarak her bireyin, her birimizin üzerine büyük yüklerin düştüğü tarihi bir süreçten geçmekteyiz. Erdoğan’da en nihayetinde bir insan. Onun da hataları olmuştur/olacaktır, kusurları vardır/olacaktır, eksikleri vardır/olacaktır. Ama Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve bu Ülkenin lideri ise ve bütün bu saldırılara maruz kalması bu Ülkeyi kanı beş para etmez aşağılıklara peşkeş çekmemesinden kaynaklanıyorsa durup bir kez daha düşünmek zorundayız. Çünkü dedik ya Mesele Memleket meselesidir. Çünkü Erdoğan kaybederse hepimiz kaybetmiş olacağız. Tüm imkanları leş kargalarına peşkeş çekilmiş müstemleke bir 3.dünya ülkesinin vatandaşları olarak 21.yy’da yaşamak kaderimiz olmamalı. Kendi sorunlarını/eksikliklerini kendi içinde çözebilen, büyük ve güçlü bir Ülkenin hepsi 1.sınıf ve onurlu vatandaşları olmak istiyorsak bütün bu saldırılara karşı göğüs germek ve Ülke liderinin etrafında birleşmek hepimizin boynuna borçtur. Her ne kadar görüntüde hedefte Erdoğan var ise de asıl amacın Ülkemiz olduğunu hatırdan çıkarmayalım…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
VİDEO GALERİ
  • Afrikalı sefirelerden Türkçe şarkılar
    Afrikalı sefirelerden Türkçe şarkılar
  • Suikast timinin yakalanma anı
    Suikast timinin yakalanma anı
  • Bulaşıkçılıktan patronluğa uzanan başarı hikayesi
    Bulaşıkçılıktan patronluğa uzanan başarı hikayesi
  • Trafik kurallarını deneyimleyerek öğreniyorlar
    Trafik kurallarını deneyimleyerek öğreniyorlar
  • İncirlik Üssü'nün Hikayesi
    İncirlik Üssü'nün Hikayesi
  • Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ABD'de BİAT gibi açıklama!
    Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ABD'de BİAT gibi açıklama!
  1. Afrikalı sefirelerden Türkçe şarkılar
  2. Suikast timinin yakalanma anı
  3. Bulaşıkçılıktan patronluğa uzanan başarı hikayesi
  4. Trafik kurallarını deneyimleyerek öğreniyorlar
  5. İncirlik Üssü'nün Hikayesi
  6. Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ABD'de BİAT gibi açıklama!
VİDEO GALERİ
YUKARI